img

Mimar Sedat Yalçınkaya

img
Mimar Sedat Yalçınkaya

Mimar Sedat Yalçınkaya Bakırköy’e Yeni Bir Bakış Getirdi Sedat Yalçınkaya kimdir? 16 Ağustos 1982 yılında İstanbul, Eminönü’nde doğdum. Mimarlık Bölümü’nden mezun oldum, evli ve aslen Sivaslıyım. İş hayatına nasıl başladınız? 1998 yılında İstanbul’da Mimarlık ile başladık. İstanbul’da birçok projede yer aldım. Deneyimli ve işinde uzman isimlerden çok şey öğrendim. Mimarlık ve İç mimarlık yanı […]
Mimar Sedat Yalçınkaya Bakırköy’e Yeni Bir Bakış Getirdi
Sedat Yalçınkaya kimdir?
16 Ağustos 1982 yılında İstanbul, Eminönü’nde doğdum. Mimarlık Bölümü’nden mezun oldum, evli ve aslen Sivaslıyım.
İş hayatına nasıl başladınız?
1998 yılında İstanbul’da bir mühendislik bürosunda başladık. İstanbul’da birçok projede yer aldım. Deneyimli ve işinde uzman isimlerden çok şey öğrendim. Mimarlık ve iç mimarlığın yanı sıra proje üretiminde de yer aldım.
Neler yaptığınızdan bahseder misiniz?
Mimari Proje, İç Mimari Proje, Akustik Proje, İmar ve Yapı Ruhsatı Danışmanlığı, Kentsel Dönüşüm Hizmetleri gibi işlerle uğraşıyorum.

Bir şehri markalaştırmak, daha zengin ve güçlü kılmak için ne yapılabilir?
Bir şehri marka yapmaktaki amaç, yatırımcıları canlandırmak, değerli katkılar sağlayabilecek yaratıcı insanları kentte yaşamaya ikna etmek, şehrin kalkınmasını sağlamak, daha fazla turist çekmek ,şehirde yaşayanlara daha iyi hayatlar sunmak, onların mutluluklarını artırmaktır. Bir şehri, marka yapmak, geri dönüşü en yüksek olan yatırımlardan da birisidir.
Bu anlamda şehirlere, marka perspektifinden de bakabiliriz. Çünkü sadece ürünler değil, insanlar, kitaplar, filmler, ülkeler gibi şehirler de markalaşmaktadır. Çoğu insana göre, Venedik ve Paris, aşıkların şehridir. Bu anlamda Venedik, evlenme teklifi için, Paris ise balayı için ideal bir şehirdir. Türkiye’de de en marka şehir İstanbul ve değerli ilçelerden 

İstanbul’da yaşayanların büyük çoğunluğu hayallerini Bakırköy’de yaşamaktadır. Pek çoklarına göre de Bakırköy’ün taşı da toprağı da altındır. Ancak yabancıların gözünde Bakırköy, tıpkı Paris ve Venedik gibidir özeldir…
Bir mimar olarak bir arsaya baktığınızda ora ile ilgili nasıl bir tasarım hayali kuruyorsunuz?

Mimarlık, doğa ve insanın karşı karşıya geldiği bir bilim ve sanat dalıdır. Bu sebeple içinde bulunduğumuz çevreyi görsel olarak güzelleştirmeye çalışırken aynı zamanda bulunduğumuz coğrafyaya da uygun, ekosisteme zarar vermeyecek ve doğal dengeyi bozmayacak tasarımlar yapmaya özen göstermek gerekir.  Mimarlık insanın ve diğer canlıların iklim şartlarına, hatta tamamen dış ortama karşı var olma savaşını kazanabilmesi için verilen bir araçtır. Bu yeri de kurallara uygun ve başka canlılara zarar vermeden kullanmak gerekmektedir. Tüm bunları göz önünde bulundurarak gerek çevresel gerekse yapısal yasal düzenlemeler çerçevesinde projelerin hayata geçirilmesi esastır. Ve unutmamak gerekir ki en doğru yol, bilinen yoldan geçer.
Bakırköy’de binaları çürük olan kişiler kime müracaat edeceklerini bilmiyorlar. Bu konuda da yardımcı olabilir misiniz?

Bizim mimarlık ofisimizi arayarak kentsel dönüşüm ile alakalı merak ettikleri tüm soruları sorabilirler. Biz ofis olarak bu konu ile alakalı bilgi ve yardım talep edildiğinde gidip binaları yerinde inceleyerek gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. İlgili belediye ve bakanlıkça kentsel dönüşüme karar verildikten sonra arsanın imar durumu ve şartlarını kontrol edip buna uygun bir projelendirme yapıyor ve şartnameleri hazırlıyoruz. Bina sakinlerinin projeyi  ve şartnameyi uygun bulması halinde kentsel dönüşüm projelerini yapabilecek, ilgili bakanlıkça belirlenen sınıftaki çeşitli müteahhitlerden teklifler alarak bina sakinlerine sunuyoruz. Hangisi bina sakinlerine  daha çok güven veriyor ve içine siniyorsa müteahhit firma ile anlaşma yapılıp gerekli tüm işlemler başlatılıyor. Bu süreçte projelerimizi onaylatıp yapı ruhsatını müteahhit firmaya alıyoruz. İnşaatın bitmesine kadar tüm aşamalarda da gerekli kontroller bina sakinleri adına tarafımızca yapılmaktadır.
 

Neden bu mesleği tercih ettiniz?

Mimarlık çocukluğumdan beri hayal ettiğim bir meslekti. O yaşlarda bile bir şeyler çizmeye ve tasarlamaya çalışıyordum. Dolayısı ile mimarlığı meslek olarak tercih ettim. Ülkemizde de inşaat sektörü çok yaygın ve gelişmekte olduğu için  karar vermemde etkili oldu. Meslekte tecrübe kazandıkça da işimizin aslında sadece görsel olarak güzel binalar tasarlamaktan ziyade çevreye duyarlı ve yaşadığımız şehrin tarihi ve kültürel dokusuna uygun, insanların depremden korkmadan güvenli bir şekilde yaşayabileceği binalar ve yaşam alanları tasarlamanın daha doğru bir yaklaşım olduğunu görmek ve bu şekilde çalışmalar yapmak da beni ayrıca mutlu ediyor. Ülkemiz deprem kuşağı içerisinde olduğundan Bakırköy bölgesi de ayrıca önem taşımaktadır. Son yaşadığımız üzücü olaylardan sonra da depremin ve alınması gereken tedbirlerin ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Bu konuda da insanların sorularına cevap verebilmek ve somut bir şeyler yapabilmek her şeyden önce vicdani bir görevdir.

 

Ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?
Öncelikle imar mevzuatı ile ilgili problemlerle karşılaşıyoruz. Ülkemiz de sürekli revizyona uğrayan bir imar mevzuatı var. Dolayısıyla en büyük problemi yasal düzenlemeler boyutunda yaşıyoruz. Bugün onaylattığınız bir yapı ruhsatı ve ekleri sözgelimi 6 ay sonra yapılan yeni bir düzenleme ile hukuka aykırı hale gelebiliyor. Bu da hem bizi hem de mal sahiplerini gerek maddi olarak gerekse zaman bakımından zarara uğratıyor. 
Kentsel dönüşüm konusunda karşılaşılan en büyük sorun ise Bakırköy ilçesinde mevcut blokların imarının eskiye oranla daha düşürülmüş olması ve dolayısıyla mal sahiplerinin yeni yapılacak binalarda  ciddi hak kayıplarına uğruyor olmalarıdır. Deprem gerçeği de göz önüne alındığında İnsanların biran önce güvenilir ve sağlam binalarda yaşamaya başlayabilmeleri sadece Bakırköy de değil tüm ülkemizde insan mağduriyetini en aza indirgeyecek şekilde yasal düzenlemelerin biran önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. 
  Gençlere yönelik düşünceleriniz nelerdir?

Gençleri iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu uzun yolda onlara fırsat vermeli ve hayallerini gerçekleştirmek için ön ayak olmalıyız. Çünkü yaratıcılığın en etkili olduğu süreç, genç yaşlar oluyor. Bunları da ortaya çıkaracak gençlere son derece ihtiyaç var. Bu süreçte de iş arayan ve kendisini yetiştirmeyi düşünen genç mimarları ben bizzat beraber çalışabilmek adına bekliyorum.


 

 

img


YORUMLAR

Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar ile işaretlenmiştir *

Cancel reply

Yorumlar

  •  
    Kevin Nomad
    22 July 2014

    Donec ipsum diam, pretium mollis dapibus risus. Nullam tindun pulvinar at interdum eget, suscipit eget felis. Pellentesque est faucibus tincidunt risus id interdum primis orci cubilla gravida id interdum eget.

    REPLY
  •  
    Kevin Nomad
    22 July 2014

    Donec ipsum diam, pretium mollis dapibus risus. Nullam tindun pulvinar at interdum eget, suscipit eget felis. Pellentesque est faucibus tincidunt risus id interdum primis orci cubilla gravida id interdum eget.

    REPLY
    •  

      Donec ipsum diam, pretium mollis dapibus risus. Nullam tindun pulvinar at interdum eget, suscipit eget felis. Pellentesque est faucibus tincidunt risus id interdum primis orci cubilla gravida id interdum eget.

      REPLY
    •  

      Donec ipsum diam, pretium mollis dapibus risus. Nullam tindun pulvinar at interdum eget, suscipit eget felis. Pellentesque est faucibus tincidunt risus id interdum primis orci cubilla gravida id interdum eget.

      REPLY