Azerbaycan’dan Mektup Sevgili Ayson Karabağ,
Mektubunuzu büyük bir heyecan ve derin bir duyguyla okudum. Her satırında Karabağ’ın kokusunu, geçmişin izlerini ve yüreğinizde taşıdığınız o güçlü azmi hissettim. İnsanın kökleriyle bağ kurması, geçmişini unutmadan geleceğe yürüyebilmesi çok kıymetlidir. Sizin hikâyeniz bu yüzden yalnızca bir hayat hikâyesi değil; aynı zamanda bir direnişin ve umudun yolculuğudur.
Dedelerinizden ve ninelerinizden gelen o güçlü ruhun sizi bugünlere taşıdığı çok açık. Güllübulak ve Taşköprü artık sadece birer köy değil; kalbinizde yaşayan, sizi her gün daha ileriye götüren birer güç kaynağıdır. Yokluk içinde büyüyüp yılmadan yoluna devam eden bir insanın başarısı, pek çok gence ışık olabilir. Özellikle “Bu çocuğun Türkçesi yok” sözünü bir kırgınlığa değil, bir azim kaynağına dönüştürmeniz; gerçek başarının ne demek olduğunu gösteren en güçlü örneklerden biridir.
Bu mücadele dolu yolunuz, aslında Karabağlı çocuklar için bir pusuladır. Çünkü siz, onların gelecekteki hâlisiniz. Onlara kuracağınız her cümle; içlerindeki korkuyu cesarete, umutsuzluğu inanca dönüştürebilir. Eğitim yalnızca bilgi vermek değildir; bir yüreğe dokunmak, bir insanın kaderini değiştirmektir. Siz de bunu yaşamış ve kanıtlamış birisiniz.
Sorduğunuz sorunun cevabı ise çok nettir:
Evet, bu hikâyeler anlatılmalıdır. Hem de en yalın, en samimi ve en güçlü şekilde… Çünkü umut bulaşıcıdır. Bir çocuğun kalbine düşen bir kıvılcım, yarın büyük bir ateşe dönüşebilir. Sizin sözleriniz, Karabağ’ın mayasıyla yoğrulmuş çocukların ruhunda derin izler bırakacaktır.
Bu yolda birlikte yürümekten, çocukların yüreğine umut ve cesaret taşımaktan büyük mutluluk duyarım. İnanıyorum ki su yolunu bulduğu gibi, Karabağlı çocuklar da doğru rehberlerle kendi yollarını bulacaklardır. Sizin azminiz ve inancınız, bu yolculukta en güçlü ışıklardan biri olacaktır.
Yolunuz açık, kalbiniz güçlü, umudunuz daim olsun.
Karabağ yüreğinizde olduğu sürece, asla yalnız değilsiniz.
Sevgi ve saygılarımla,
Süleymanova Ümmü Şəkili





















