Giyimiyle, güler yüzüyle, tatlı diliyle, göz teması kurarak dinleyen ve karşısındaki insana değer veren Yakup Erdoğan, gerçek anlamda model bir öğretmendir.
O, sözcüklerini özenle seçen, her davranışıyla eğitimciliğin ne demek olduğunu gösteren örnek bir Öğretmendir.
Bir eğitimci, topluma ayna olmalı; hal ve tavırlarıyla örnek olmalıdır.
Yakup Erdoğan da bu anlayışı en güzel şekilde temsil eden bir öğretmendir.
Onun için giyim bir kültürdür, insan ilişkileri ise sevgi işidir.
Yüreğinde sevgi, mayasında insan değeri taşır.
Bir kartvizit aldığında, ismi okuyup kişiyle göz teması kurarak konuşur; böylece karşısındakine verdiği değeri hissettirir.
Bir gazete ya da dergi kendisine ulaştığında, sayfa sayfa dikkatle inceler; bu davranışıyla verilen emeğe duyduğu saygıyı gösterir.
Yakup Erdoğan, öğrencilerine sadece akademik bilgi değil, hayat dersi de verir.
Mezuniyet zamanı geldiğinde öğrencilerine şöyle seslenir:
“Dört yıl boyunca bu okulun bahçesinde oynadınız, belki bir top cam kırdı, belki sesiniz yaşlı bir komşumuzu rahatsız etti. Şimdi helalleşme zamanı.”
Bu düşünceden yola çıkarak öğrencileriyle birlikte komşulara mektup yazar, kapı kapı dolaşarak özür diler, teşekkür ederler.
Bu, sadece bir davranış değil; şehir kültürünü, toplumsal duyarlılığı ve insan ilişkilerinde nezaketi öğreten bir derstir.
Yakup Hoca der ki:
“Bir öğretmen, başından ne geçtiğini değil, başından geçenlerden ne öğrendiğini göstermelidir.
Öğretmen, dinlemeyi bilendir.”
1973 tarihli Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde öğretmenlik,
“Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üstlenen özel bir ihtisas mesleği” olarak tanımlanır.
Bu tanımın hakkını veren öğretmenler, sadece sınıfta değil; sokakta, toplu taşımada, pazarda, her yerde eğiticidir.
Öğretmen doğayı tanımalı, köyü de şehri de anlamalı, hayvanların dilinden bile haberdar olmalıdır.
Ağacın kökünden toprağın bereketine kadar her ayrıntıyı gözlemleyebilmelidir.
Çünkü öğretmen, öğreten olduğu kadar öğrenendir de.
Yakup Erdoğan, bu anlayışla öğrencilerine örnek olur.
“Okumayı sevdirmek, bilgiyi birleştirmek, öğrenilenleri doğru zamanda kullanmayı öğretmek öğretmenin en önemli görevidir.” der.
“Bir öğretmen, kendisi model olmalıdır.”
Yakup Hoca’ya göre, öğretmen giyimine, temizliğine, kokusuna kadar özen göstermelidir.
Elinde her zaman bir kitap, bir dergi veya gazete bulunmalı; okuma alışkanlığıyla örnek olmalıdır.
Kitap hediye etmeli, okuyanı teşvik etmelidir.
Çünkü öğretmenlik, emek ister.
Yakup Erdoğan şöyle der:
“Biz öğretmenler, her gün öğrencilerimizin gözleri önündeyiz.
Bir okulun, bir topluluğun, bir kültürün temsilcisiyiz.
Bu yüzden her an canlı yayındaymışız gibi davranmalı; gençlere iyi örnek olmalıyız.”
“Saç-sakal içinde, düzensiz giyinmiş bir öğretmen; ne kadar bilgili olursa olsun öğreticiliğini zayıflatır.”
Yakup Erdoğan’a göre öğretmen, tıpkı bir çerçevenin resmi güzel göstermesi gibi, temiz ve düzenli görünmelidir.
Çünkü öğretmenliğin takım elbisesi, saygı, zarafet ve bilinçtir.
Bakırköy’de onu tanıyan herkes, Yakup Hoca’nın sözlerinde, duruşunda ve davranışlarında gerçek bir eğitimcinin sıcaklığını hisseder.
O, sadece öğretmen değil; öğretmenliğin yaşayan halidir.
Ayson Karabağ
Bakırköy’den Haberdar Gazetesi Genel Müdürü