Bugün benim için çok özel ve duygusal bir gün yaşadım. Amcam oğlu, kardeşim gibi gördüğüm Mühendis Aslan ziyaretime geldi.
Uzun zamandır bir araya gelememiştik. Bu buluşmanın içinde sevgi vardı, hasret vardı, geçmiş günler vardı. Çocukluğumuz, köyümüz, ailemiz ve geride bıraktığımız yıllar birer birer gözümüzün önünden geçti.
Biz bazı şeyleri kaçırdık. Siz kaçırmayın. Okuyalım, okutalım, geçmişimizden ders çıkaralım. Çünkü benim içim yanıyor; sizin içiniz yanmasın.
65 Yıllık Geçmiş Bir Anda Hatırlandı
Mühendis kardeşim, yaklaşık 65 yıl önce yaşadığımız günleri yeniden hatırlattı.
Köyümüzün insanları dışarıdan bakıldığında sert görünürdü. Fakat onların içinde büyük bir sevgi vardı. Bize öğretmen tavrıyla yaklaşan, birçok konuda bilgi veren, yol gösteren, eleştiren, uyaran ve doğruları hatırlatan büyüklerimiz oldu.
Belki amca sevgisi, belki onların ilgisi, belki de öğretmen tavrındaki o sıcaklık bizi birbirimize bağladı. O insanların sevgisi, yıllar geçmesine rağmen yüreklerimizde ve kalplerimizde nakış gibi kaldı.
BİZ BUNLARIN ÇOCUKLARIYIZ MEKANLARI CENET OLSUN
Mühendis kardeşim, hoş geldin, sefa getirdin.
Senin gelişin, 65 yıllık hayatımın çocukluk sayfalarını yeniden açtı.
Annenın “Ye Balam, Ye” Sözleri Hâlâ Kulaklarımda
Geçmişi konuşurken annenin güler yüzü ve bizlere ikram ederken söylediği:
sözleri yeniden kulaklarımda çınladı.
Babanızın bize güler yüzle bakışı, koruyucu tavrı ve aile sıcaklığı da hâlâ aklımızda, yüreğimizde ve kalbimizde.
Rahmetli annene , babana ve aile büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.
Ben; eğitimci, mücadeleci ve toprağın dilini bilen insanların yanında büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Köyde öğrendiğimiz hayat derslerinin bugün bile bana yol gösterdiğini düşünüyorum.
Fotoğraf Albümüyle Geçmiş Günlere Döndük
Mühendis kardeşimle ilkokul yıllarında yan yana oturduk. Ekmeğimizi paylaştık, birbirimize sahip çıktık. Çocukluk yıllarımızdan bugünlere kadar geldik.
Bugün ziyaretime gelirken yanında fotoğraf albümünü de getirmiş.
O fotoğrafları tek tek açtık. Her sayfada başka bir hatıra, başka bir yüz, başka bir çocukluk günü vardı.
Sanki geçmiş yeniden karşımıza çıktı.
Gözlerimin önüne serdin o güzel günleri. Çok sağ ol, var ol kardeşim.
Allah ayaklarınıza taş değdirmesin. Sizlere sağlıklı ve huzurlu günler nasip etsin. Çocuklarınızla, torunlarınızla nice güzel günlerde bir araya gelmenizi diliyorum.
İstanbul’da Mücadele Ederken Köyümüzden Uzak Kaldık
Sevgili Mühendis kardeşim,
İstanbul’a geldiğimizde çareler aradık. Mücadele ettik, kendimizi yenilemeye, öğrenmeye ve hayata tutunmaya çalıştık.
Fakat bütün bunları yaparken köyümüzden ve akrabalarımızdan uzak kaldık.
Şimdi geriye dönüp baktığımda bunun ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu görüyorum.
Ne düğünlerden haberim oldu, ne çocuklarınızın büyümesine şahit olabildim. Çocuklar büyüdü, ev sahibi oldu, hayatlarını kurdu. Fakat ben onların birçok güzel gününde yanlarında olamadım.
Beni bağışlayın kardeşlerim.
Bu benim için ağır bir yük. İçimde büyük bir acı var. Bir yanım mutluluk, bir yanım hasret, bir yanım da kaçırılmış yılların hüznü…
Rahmetli annen , baban ve Çiğdem ablam başta olmak üzere geçmişte kaybettiğimiz bütün büyüklerimiz gözlerimin önünden geçti.
Bir gazeteci gözüyle baktığımda, bir yönetmen gibi gözlemlediğimde, bu buluşmanın içinde anlatılacak çok büyük bir hikâye olduğunu görüyorum.
Bir Yanım Mutluluk, Bir Yanım Eksiklik
Sen bugün bana sadece geçmişi hatırlatmadın.
Bir tarafıma mutluluk taşıdın, bir tarafıma eksiklerimi gösterdin, bir tarafıma da yıllardır içimde tuttuğum acıları yeniden ortaya çıkardın.
Bunun için sana teşekkür ediyorum.
Eksiklerimizi tamamlayalım. Bir araya gelmek için gayret gösterelim. Bu hikâyeyi tamamlamadan, birbirimizden uzaklaşmadan yeniden buluşalım. Olur mu?
Geliniz, bir hayal kuralım.
2027 yılında hep birlikte köyümüzde buluşalım.
Çocuklarımızı, torunlarımızı yanımıza alalım. Beş gün boyunca aynı sofrada oturalım, aynı topraklarda yürüyelim, geçmişimizi konuşalım.
Telefonlarımızı açalım, gelemeyenlerin kolundan tutup onları da getirelim.
Bu hikâyede herkesin bir adı, bir hatırası, bir fotoğrafı olsun.
Çünkü inanıyorum ki yıllardır ayrı kalan insanların yeniden bir araya gelmeye ihtiyacı var.
Sanatçı ağabeyim Ali Rıza Binboğa’nın söylediği gibi:
“Umutlarınızı yitirmeyin. Gelin, umutlarımızın peşinden koşalım ve onları gerçekleştirelim.”
O zaman biz de umudumuzu kaybetmeyelim.
Organize olalım, birbirimizi arayalım, birbirimize sahip çıkalım.
2027 yılında köyümüzde buluşmak üzere…
Hoşça kalın, sağlıkla kalın. Görüşmek dileğiyle.
Yazar – Gazeteci Ayson Karabağ
Bakırköy’den Haber Gazetesi