• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Tembellik Ruhumuza İşledi Mi?

Tembellik Ruhumuza İşledi Mi?

Tembellik Ruhumuza İşledi Mi?

Hakikaten çocukluk yıllarımızda Halil İbrahim bereketi vardı. Komşularımıza giderdik; evlerinde ne varsa ikram etmeden bizi göndermezlerdi. Akraba ziyaretlerinde ise yemek yedirmeden, harçlık vermeden uğurlamazlardı.

Bereket, sevgi ve huzur adeta üzerimize şemsiye gibi yağardı. Acaba bizler mi çocukluğumuzu özlüyoruz, yoksa o yılların insanlığı ve yaşamı mı daha güzeldi?

Bildiğim bir gerçek var ki; o günlerin huzurunu, samimiyetini ve tadını büyük ölçüde kaybettik.

Oysa bu ülkede her şey var. Dört mevsimin bir arada yaşandığı, eşsiz güzelliklere sahip bir vatanda yaşıyoruz.

Cennet gerçekten bu vatanda var.

Cennet gerçekten vatandaşın kalbinde var.

Cennet gerçekten insanlarımızın özünde var.

Fakat ne yazık ki ticarette bir ürünü onlarca kat fazlasına satmayı marifet sayan bir anlayış da yaygınlaştı. Yabancıya bir bardak suyu, bir fincan çayı bile fahiş fiyatlarla satmayı normal gören bir toplum hâline gelmeye başladık.

Gözünü hırs bürüyen insanlar hizmet etmeyi, misafir ağırlamayı, “Hoş geldiniz”, “Sefa getirdiniz” demeyi unuttular. Böyle devam ederse eski günleri daha çok arayacağız.

Bugün dürüst ticaret yapan, bereketi bilen, karşısındaki insanı kandırmayan ve güven veren insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Adres soran birine işini bırakıp yardımcı olan insanlara ihtiyaç var. Oysa şimdi birçok yerde camlarda “Adres sormayın” yazılarıyla karşılaşıyoruz.

Vicdanını kaybedenlerin sayısı arttı. Merhamet etmeyi unutan, kalbi adeta yosun bağlamış insanlar çoğaldı. İşte en büyük yoksulluğumuz budur.

Tembellik ruhumuza işlemeye başladı. Anadolu’nun birçok köyünde artık ekmek, yumurta ve yoğurt bile üretilmez oldu; bakkaldan alınır hâle geldi. Sabahları çalışıp üretmek yerine televizyon programlarının başında geçirilen saatler arttı. Evinin önünü temizleyenlerin sayısı azalırken, çöplerini camdan atanların sayısı arttı. Şehir kültürünü öğrenmeden şehirlerde yaşayan insanların sayısı da çoğaldı.

Her insan köklerini araştırmalı, geldiği yeri bilmeli, köyünü ve geçmişini unutmamalıdır. Alın teri dökmeden, emek vermeden kazanılan kazancın bereketi olmaz. Helal kazancı, çalışmayı ve üretmeyi hayatının merkezine koyan insanlardan olmak gerekir.

Çünkü alın teriyle kazanılan paranın bereketi farklıdır. Her şeyin başı gözün tok, gönlün huzurlu olmasıdır. Sürekli daha fazlasını isteyen değil, “Nasibim neyse o olsun” diyebilen insanlar olmak gerekir.

Hak ederek kazanmak çok daha kıymetlidir. Çalışan demir paslanmaz. Çalışmak insanı diri tutar, yeni kapılar açar ve hayata anlam katar.

Paslanmayalım, körelmeyelim. Gözlerimiz görsün, kulaklarımız duysun, kalplerimiz kirlenmesin. Çünkü insanı ayakta tutan; merhamet, emek, dürüstlük ve sevgidir.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci
Bakırköy’den Haber Gazetesi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Bakırköy Haber