Aradan geçen 60 yılın ardından geriye dönüp baktığımda, kendimi uzun ve engebeli bir yolun sonunda buluyorum. Çalışmaktan değil; yanlış anlaşılmaktan yoruldum. En yakınlarıma mesleğimi sevdiremedim. “Mum dibine ışık vermez” derler ya, tam da öyle oldu.
Kendimi anlatmakta zorlandığım zamanlarda önüme çıkan engeller birikerek büyüdü. Maddi sıkıntılar vardı, cehalet vardı, bilgisizlik vardı. Doğru yolu görmek çoğu zaman karanlıkta yürümek gibiydi. İstanbul’un adı bile bizde korku uyandırırdı. Kaybolmaktan çekinir, tanımadığımız bir caddeye adım atamazdık.
Hayatı son limitine kadar yaşadık; sevgiyi de, yokluğu da, sıkıntıyı da… Ayakta kalmak, muhtaç olmamak, kendimizi ispat etmek için çabalarken; kardeşliği yaşamadık, komşuluğu yaşamadık, akrabalığı yaşamadık.

Ailemle birlikte sıfırdan başladık ama başarı yine de istediğimiz kapıyı açmadı. Hedeflerime ulaşamadım, istediklerimi yapamadım. Tecrübelerimi ve öğrendiklerimi çocuklarımla paylaşma imkânı bulamadım. İşte bu yüzden yorgunum.
Çocuklarım, mesleğimin güzelliklerini fark edemedikleri için yorgunum. En yakın dostum, geldiğimiz yolun acısını unuttuğu için yorgunum. “Sen artık bilmezsin” diyen yol arkadaşlarım için yorgunum. Ve anlamak istemeyen çocuklarım için yorgunum.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci