• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Kars Merkez Cumhuriyet Köyü Halkındırma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Kuruluş Hikâyesi

Kars Merkez Cumhuriyet Köyü Halkındırma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Kuruluş Hikâyesi

Kars Merkez Cumhuriyet Köyü Halkındırma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Kuruluş Hikâyesi

İstanbul’a ilk geldiğimiz dönemlerde, Aslan Sadi dayımın dükkânına gidip gelirdik. O zamanlar Güngören’de bütün köylülerimizi bir arada görme imkânım oluyordu. Genç bir birey olarak büyükler konuşurken kulak misafiri olduğumda, dayım Aslan Sadi, Hamza Salamcı, Nurettin Saltan, Kenan Samaraz, Salman Saçu ve Orhan Salgar’ın sohbetlerinden şu ifadeler aklımda kaldı:

“Burası büyük şehir. Ya bu metropol bizi yutacak ya da biz bu metropole karşı varlığımızı sürdüreceğiz. Birbirimizle iletişimi kesmemek, vefatlarda destek olmak, düğünlerde yanlarında bulunmak, öğrencilerimize yardımcı olmak, iş arayanlara iş bulmak için bir dernek kurmak zorundayız. El ele vermeliyiz.”

Büyüklerimizden biri de her toplantıda “Çocuklarımız da gelsin, ortamı görsünler, iletişim kursunlar, yoksa gençliği kaybederiz” derdi. Bu sözler hâlâ kulaklarımda çınlıyor.

Her pazar kahvaltı yapalım, bir araya gelelim, lavaşımızla, sarı yağımızla, balımızla, çecil peynirimizle kahvaltı yapalım, hem yöresel lezzetlerle beslenelim hem de birliğimizi pekiştirelim diyenler vardı.

Bir başka büyüğümüz ise “Teknolojinin, müziğin, bulunduğumuz ortamın ve okul hayatının çocuklarımızın örf ve adetlerini parça parça unutturacağını, bizi bizden uzaklaştıracağını” söylemişti. “Dizilerle, müziklerle aramıza mesafe koyacaklar, ileride birbirimize yabancı olacağız. O yüzden her sohbet, her buluşma bir şifa gibidir” diyordu.

Birbirimizin gözlerinin içine bakarak sohbet ediyor, köyümüzde olan biteni öğreniyor, çevreden gelen sıkıntıları dinliyor, acılardan ders çıkarıyorduk. Güngören’de bu yüzden bir araya gelirdik.

Köylülerimizin çoğu Ramı ve Topçular bölgesinde yaşadığı için ilk dernek burada kuruldu. Ancak kira yükü ağır gelince dediler ki: “Gelin, aramızda para toplayalım, derneğin kendi mülkünü alalım.” Kimisi “Gerek yok” dedi ama bir diğeri “Doğru söylüyorsun” deyince, büyükler ellerini taşın altına koydu. Cesaretlendiler, para toplayarak dernek binasını satın aldılar.

Bugün bir vefat olduğunda, uzaklardan gelen güzel insanlar var. “Bu bizim görevimizdir” diyerek, hemşerilerimizi görmek için, derneğin yanında olmak, destek vermek için gelenler var. Hepsinin ortak paydası Cumhuriyet Köyü’ne olan sevgileri.

Cumhuriyet Köyü Halkı Nasıl Bir Millettir?
Ayvaz Sadi’nin torunu Ve İsmail Sadi’nin Damadı ,Ayson Karabağ’ın kaleminden…

Cumhuriyet Köyü insanlarında sevgi vardır. Bu sevgi, kötülüğü yok eder, iyiliği yayar, katı kalpleri yumuşatır. Kınamak yok, nefret yok, düşmanlık yok, kıskançlık yok. Birbirinden gurur duyan bir milletin evlatlarıyız.

Cumhuriyet Köyü misafirperverdir. Yediren, içiren, misafirini kapıya kadar uğurlayan insanların çocuklarıyız. Misafiri uğurlarken “Bir paket hazırladık, bunu da kabul ederseniz bizi mutlu edersiniz” diyen bir milletin evlatlarıyız.

Ağzında “Kurban olurum can” diyen insanların torunlarıyız. Okumamış ama gözlemle kendini yetiştirmiş, ileriyi gören insanların çocuklarıyız. Cumhuriyet Köyü insanlarının bakış açısının ne kadar büyük olduğunu dernekte oturduğunuzda anlarsınız. Bu vizyon, bu ileri görüşlülük, paylaşma duygusu, bu derneğin harcında var.

Bu derneğin kuruluşunda sevgi var, aşk var, birlik, beraberlik, kardeşlik var. En önemlisi sahiplenme var. Asla ayrımcılık yapılmadı. Herkesin katkısıyla, sevgiyle yoğruldu bu dernek. Derneğin kahvaltısında, etkinliğinde, vefatında orada bulunuyorum çünkü dedemin, nenemin sevgisini hissediyorum. Sanki “Gel oğlum” diyorlar. İşte bu, sevginin gücüdür.

Nenem Bağdagül Sadi Neler Dedi?

“Bak oğul,” derdi nenem, “İstanbul kızlarıyla evlenirsen, para bitince kapının önüne koyarlar.”

“Bu kadınların boyasına paran yetmez,” diye eklerdi.

İlk işe girdiğimizde, “Aldığın maaşı kimseye söyleme,” derdi. “Az olursa alay ederler, çok olursa nazar değer. En iyisi, ‘Üstünü tamamlayınca söylerim,’ dersin, geçersin.”

İşe ilk başladığım gün iki bez verdi elime. “İçeri girer girmez boş boş bekleme,” dedi. “Sandalye, masa, tablo ne varsa sil. Mal canın yongasıdır. Patronlar görünce takdir eder.”

Bu tavsiyelerini kulağıma küpe ettim.

“Kiradan kurtulun,” derdi. “Ay başı tez geliyor, başınızı sokacağınız bir eviniz olsun.”

Her dediğini yaptık. Bugün eğer kirada oturmuyorsak, bu nenemin fikirleri sayesinde

İş Dünyasındaki Başarımın Sırrı
Başarılarımı Ayvaz dedem ve Aslan Sadi’ye borçluyum. İsmail Sadi’ye Borçluyum, Fatma Sadi’ye borçluyum, Nenem Bağdagül Sadi’ye  Borçluyum,  Cumhuriyet Köyü Vatandaşına Borçluyum, Bana cesareti, ayaklarımın üzerinde durmayı, aklımı ve duygularımı dinlemeyi öğrettiler. Destek verdiler, “İleriye bak, arkana değil. Kafana boş kelimeler doldurma. Kin tutma, kıskanma, paylaş. Veren el, alan elden üstündür” dediler. Böyle bir dedenin torunu olmaktan gurur duyuyorum.

İyi ki bu ortamda büyüdüm. İyi ki sizleri dinledim. İyi ki çocukluğum ve gençliğim Cumhuriyet Köyü’nde geçti. Hepiniz bana birer öğretmen, birer rehber oldunuz. En azından bana sevgi bırakmayı başardınız. Ben sizin sevginizle  buralardayım.

“Her Cumhuriyet köyünün bana desteği, sevgisi ve emeği var.
Bugün Türkiye’de gazetecilik yapabiliyorsam, bir başarıdan söz ediliyorsa, bunda her Cumhuriyet köyünün katkısı vardır.
Hakkınızı helal edin.”

Vefat edenlere Allah’tan rahmet, kalanlara sağlık ve uzun ömürler diliyorum.

Hazırlayan:
Ayson Karabağ, Yazar-Gazeteci- Yönetmen

Sosyal Medya Hesaplarımız:

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Bakırköy Haber