2026 yılına girmeye hazırlandığımız bu günlerde, emeklilerimizin hâlâ çözüm bekleyen çok sayıda temel sorunu bulunmaktadır.
Çözümsüz kalan bu sorunlar nedeniyle emeklilerimizin yaşam koşulları artık yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkmış; sosyal bir soruna, hatta toplumsal bir yaraya dönüşmüştür.
Günümüz dünyasında ülkelerin gelişmişlik düzeyi, emeklilerine sunduğu yaşam standartlarıyla ölçülmektedir. Ne yazık ki ülkemiz, her geçen gün daha da kötüleşen bir emekli karnesiyle karşı karşıyadır.
Bu nedenle, emeklilerimizin 2026 yılından beklentilerini kamuoyuyla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Emekli olunan tarihe bakılmaksızın; prim kazancı ve prim ödeme gün sayısı eşit olanlara eşit emekli aylığı bağlanmalıdır. Her yıl aylıkları düşüren mevcut emekli aylığı hesaplama sistemi değiştirilerek, tüm çalışma dönemlerini kapsayan tek bir aylık hesaplama sistemi hayata geçirilmelidir.
TÜFE’ye endeksli artışlar en düşük emekli aylığını asgari ücretin yarısına kadar düşürmüştür. Emeklilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilmesi için en düşük emekli aylığı, geçmişte olduğu gibi asgari ücretten az olmamalıdır.
TÜFE esaslı zam sistemi, düşük maaşlı emeklileri mağdur etmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 55. maddesi değiştirilerek; seyyanen zamlarla birlikte tüm emeklilere milli gelirden pay verilmelidir.
2023 Temmuz ayında memurlara verilen 8.077 TL seyyanen artış, memur emeklilerine uygulanmamıştır. Bu tutar:
2024 Ocak’ta 12.055 TL,
2024 Temmuz’da 14.383 TL,
2025 Ocak–Haziran döneminde 16.043 TL,
2025 Temmuz zammı sonrası 18.541 TL seviyesine ulaşmıştır.
Bu artış gecikmeksizin tüm emeklilere yansıtılmalıdır.
Emekli aylıklarında norm ve standart birliğinin sağlanması için 506 sayılı Kanun dönemindeki gösterge sistemine dönülmeli ve alt sınır aylık bağlama oranı %70 olarak belirlenmelidir.
Vergi iadesi yerine verilen ve %4–5 arasında kalan ek ödemeler günümüz koşullarında yetersizdir. KDV ve ÖTV oranları dikkate alınarak ek ödeme oranı %10’a yükseltilmelidir.
Çalışma hayatında %12 sağlık primi ödeyen emekliler, sağlık hizmeti alırken katkı payı ödememelidir. Emekliler tüm katkı paylarından muaf tutulmalıdır.
Bayram ikramiyeleri günümüz koşullarında yetersizdir. Sosyal yardımlar gibi bir artış sistemine bağlanmalı ve en düşük emekli aylığı tutarında ödenmelidir.
Günümüzde yetersiz kalan promosyonlar güncellenmeli, adil bir artış sistemine bağlanmalı ve banka görüşmelerinde emekliler masada yer almalıdır.
Sendika hakkı anayasal bir haktır. Emeklilerin örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalı ve toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır.
Prim koşullarından kaynaklanan eşitsizlikler giderilmeli, stajyer ve çıraklara borçlanma hakkı tanınmalı, geriye dönük hak kayıpları telafi edilmelidir.
Meslek ayrımı yapılmaksızın tüm kamu çalışanları ve emekliler 3600 ek göstergeden yararlanmalıdır.
Çalışmak zorunda kalan emeklilerden kesilen SGDP, emekli aylıklarını artıracak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Kamu bankaları öncülüğünde, düşük faizli yapılandırmalarla emeklilere ödeme kolaylığı sağlanmalıdır.
Aile yardımı emeklilikte de devam etmeli; gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
TOKİ projelerinde emeklilere ayrılan kontenjan %50’ye çıkarılmalı; geliri yetersiz emeklilere kira desteği verilmelidir.
2008 öncesi ve sonrası uygulamalardan kaynaklanan farklılıklar kaldırılmalıdır.
Geliri yetersiz emeklilere düzenli yakacak ve gıda desteği sağlanmalıdır.
TÜİK’in mevcut sepeti emeklilerin harcama kalemlerini yansıtmamaktadır. Emeklilere özgü bir sepet oluşturulmalıdır.
Doğalgaz, elektrik, su ve iletişim faturalarından KDV ve ÖTV kaldırılmalıdır.
Yerel yönetimler bünyesinde yaşlı ve emekli meclisleri oluşturulmalıdır.
Kurum ayrımı yapılmadan tüm yetim kız çocuklarına eşit çeyiz yardımı verilmelidir.
İşçi, memur ve esnaf emeklileri arasında cenaze yardımı farkları kaldırılmalıdır.
Sosyal devlet anlayışı gereği yaşlı bakım modeli yürürlüğe konulmalı ve pozitif ayrımcılığı esas alan yasal düzenlemeler yapılmalıdır.