Eskiden Babalar Dinlenir, Anneler Destek Verirdi
Geriye dönüp baktığımızda ev bir okuldu; anne ve baba öğretmendi. Çocukların ufkunu açmak, onlara sorumluluk yüklemek çok kıymetliydi. Anne de baba da çocukları için canını verecek yüreğe, sevgiye ve fedakârlığa sahiptir. Ancak mesele sadece vermek değil; asıl mesele sorumluluk öğretebilmektir.
Evin eşyasının kıymetini bilmek, sahiplenmek, emek vermeyi öğrenmek çocuklara kazandırılması gereken en önemli değerlerdendir.
Eğer bir çocuk konuşurken ayağı yere basmıyorsa, hayal dünyasında yaşıyorsa, evden kopmuş gibiyse; büyüklerine saygısız davranıyor, geleceği okuyamıyor ve göremiyorsa burada annenin de bir görevi vardır. Dinleme kapısını açık tutmak, yeni bir iletişim kanalı açmak ve çocuğun içini doğru bilgilerle doldurmak gerekir.
Bazen sadece yaşanmışlıkları anlatmak yeterlidir:
“Biz bu yuvayı yokluktan kurduk. Hesabını kitabını yaparak geldik. Bir iş yüzünden düştük, yıkıldık ama yeniden ayağa kalkmasını bildik.”
Büyüklerin sözünü dinle; bil ki onların hayır dediğinde de bir hayır vardır. Seni düşünürler, senin iyiliğini isterler.
Büyüklerinin senden isteklerine kulak ver.
Güven ver.
Dinlemesini bil.
Yardım etmeyi öğren.
Unutma, onlar senin düşmanın değil; atan, ailen. Senden ilgi ve saygı bekliyorlar. Sen de bunu vermesini bilmelisin.
Büyüklerinden bir şey istiyorsan, onlar senin iyiliğin için konuştuğunda dinlemeyi bil. Fikrin farklı olabilir ama bağırmadan, çağırmadan, saygı çerçevesinde konuş.
Giyiminden, konuşmandan, yaptığın işten büyüklerinin gurur duymasını sağla. Bunun için emek ver, çaba göster.
Bugün babanın yürüdüğü bir yol var. Biz o yollardan geçtik. O yolu kapatmadan, kırmadan, dökmeden; destek olarak, yardım ederek ilerlemek gerekir. Sen de kendi yolunu açarken destek almayı bil.
Borçla, krediyle ayakta durulmaz. Borç ve kredi insanın itibarını zedeler. Bunun için mutlaka bir gelirin olmalı ve gelirine göre yaşamayı bilmelisin.
Bu evi bir otel odası gibi değil, evin evladı gibi sahiplenmelisin. Kırmadan, dökmeden, yük olan değil yük alan olmalısın.
Evin yükünü taşıyan, kazancı olan, işin başında duran kişiye el uzatmak; keserek, kırarak değil destek olarak yanında durmak evlatlık görevidir.
Hayallerin olacak ama unutma; hayaller birden gerçekleşmez. Yavaş yavaş, sabırla olur. Hayallerine ulaşmak istiyorsan ailene sıkı sıkı sarıl, büyüklerini dinle, akan suyun yolunda gitmeyi öğren.
Terslik yapma, inat etme, bağırıp çağırma. “Ben buyum” diyerek kendini ailenden soğutma, kendi geleceğini karartma.
Bu aile bu sektörden beslenerek, bu sektörde emek vererek bugünlere geldi. Sen de bu kazançla büyüdün. Önce ailenin yaptığı işe saygı duy.
İnsan köyde toprağına sahip çıkar. Toprak emek ister, sabır ister. Nasıl ekilmeden, biçmeden verim alınmazsa; hayatta da emek vermeden sonuç olmaz. Sen de toprak gibi sabırlı ol, öğren, çalış. Hayat budur.
“Şimdi değişti” demeden önce bulunduğun şartları iyi gör, sahiplen. Gözün dışarıda mutluluk aramasın. Mutluluğu evinde, huzuru ailende ara. Birlikte yaşamayı öğren.
Güven ver, sevgi ver, ilgi ver.
Akan suyun yolunda gitmeyi bil.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci