• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Martı’dan Cesaret Alan Abdurrahman Özden’ın Hikâyesi

Martı’dan Cesaret Alan Abdurrahman Özden’ın Hikâyesi

Martı’dan Cesaret Alan Abdurrahman Özden’ın Hikâyesi

Günaydın; yalnızca güneşin doğuşu değil, yürekte umutların uyanışıdır.
Geçmişteki “keşkeler” ve geleceğe dair endişeler, yaşadığımız anı çalan iki hırsızdır.

Benim de hayatım bir dönüm noktasında değişti. Belki o gün yaşadıklarım beni durdurdu, belki de daha büyük acıların önüne geçti. Bu yüzden bugün yaşadıklarıma “neden oldu” diye değil, “bana ne öğretti” diye bakıyorum.

Kars Merkez Cumhuriyet Köyü Derneği üyelerinden, merhum İlyas Sadi’nin damadı Abdurrahman Özden’in hayat hikâyesi, tam anlamıyla ders niteliğindedir. Bandırma doğumlu, İstanbul’da büyüyen bir genç…

Henüz 17 yaşındayken Eyüp’te öğrenciydi. O yıllarda ülke, sağ-sol ayrımıyla derin bir kutuplaşma içindeydi. Oysa bizler, aslında hiçbir siyasi bağımız olmayan, sadece düşünce arayışı içinde olan gençlerdik.

Bir gün arkadaşlarla yürürken, eskiden sağ görüşlü olup sonradan farklı düşünmeye başlayan bir arkadaşımıza saldırdılar. “Bizi nasıl bırakıp sola geçersin?” diyerek ona kurşun sıktılar. Ben de yanında olduğum için hedef oldum. Döndüğüm anda bir kurşun çenemi sıyırdı, bir diğeri elimden geçti. Toplam yedi kurşunla yaralandım. O dönemin zorlu şartlarında hastanelerde geçen uzun zaman… Gençliğim adeta elimden kayıp gitti.

Ailem büyük acılar yaşadı. Anne ve babamı çok üzdüm. Bu olayın bedelini ağır ödedim; bir bacağımı kaybettim. Ama yaşadıklarımdan nefret değil, ders çıkardım.

Bir gün Bakırköy sahilinde otururken bir martıya rastladım. Tek ayağıyla mücadele ederek yiyeceğini almaya çalışıyordu. Onu izlerken düşündüm: “O bile yaşam mücadelesinden vazgeçmiyorsa, ben neden vazgeçeyim?”
İşte o an, hayatımı kabullendim ve yeniden başlamaya karar verdim.

Daha sonra eski bir okul arkadaşımla karşılaştım. O da farklı bir görüşten geliyordu ama bana destek oldu. Onun vesilesiyle devlet memuru oldum, yıllarca çalıştım ve emekli oldum.

Şunu çok iyi anladım:
İnsan zihnini kaybederse her şeyini kaybeder.

Hayat mücadeleyle devam etti. Evlendim, Kars Cumhuriyet Köyü’nün damadı oldum. Bugün sizlerin arasında olmaktan gurur duyuyorum.

40 yıl önce gençlerin düşünce ayrılıkları, önyargılar ve tahammülsüzlük yüzünden neler yaşandığını bizzat gördüm. Bir arkadaş, bir arkadaşın hayatına kast edebiliyordu. Ben bu yanlışın bedelini bir bacağımla ödedim. Başkaları canlarıyla ödedi.

Ama şunu açıkça söylüyorum:
Kimseye kinim yok, nefretim yok.

Çünkü biliyorum ki sorun düşüncede değil, düşünceye tahammül edememektedir.


Gençlere Çağrım

Önyargılı olmayın.
Farklı düşünen insanlara kızmayın.
Onlarla konuşun, tartışın.

Farklı fikirler sizi geliştirir, ufkunuzu açar.
Sadece sizin gibi düşünen insanlarla olmak, sizi geriye götürür.

Okuyun, araştırın, sorgulayın.
Doğrunun peşinden gidin.

Çevrenizde iyi insanlar yetiştirin, dostluklarınızı koruyun.
Kini ve nefreti değil, sevgiyi büyütün.

Ben anne ve babamı çok üzdüm. Onların umutlarını kırdım.
Bir bacağımı kaybettim ama hayata tutunmayı öğrendim.

Yaşadığım acılar hiçbir zaman zihnimden silinmedi.
Ama sizlerin bu acıları yaşamadan ders almanızı istiyorum.

Anne ve babanızı üzmeden, böyle ağır bedeller ödemeden yaşayın.

Sevgiyle kalın, kavga yerine anlayışı seçin.

Bakırköy’den Haber Gazetesi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Bakırköy Haber