– Kardeşlik üzerine ne söylemek istersiniz?
Fransa’ya ilk gittiğimde henüz 7-9 yaşlarındaydım. O yıllarda içimde hem ülke sevgisi hem de kardeşlik, akrabalık özlemi vardı. Gurbetin verdiği hasret, bazen türkülerle, bazen ozanların dizeleriyle, bazen de eski filmler aracılığıyla içimizde yeniden canlanıyordu. Geleneklerimizi, örf ve adetlerimizi öğrenme merakım da işte bu özlemle büyüdü. Soframızda Türk yemeklerini arar, hasretle pişirirdik. Yokluk içinde, itilip kakıla büyümek aslında bizi olgunlaştırdı, hayatı daha iyi anlamamızı sağladı.
– Peki kardeşlik deyince aklınıza gelen en önemli değer nedir?
Kardeşliğin özü, adil olabilmektir. Çünkü kardeşlikte en büyük yarayı adaletsizlik açar. Menfaat kapıdan girerse, adalet pencereden çıkar.
Gerçek kardeşlik, ödül beklemeden yerine getirilen bir görevdir. Az konuşup çok dinlemeyi, kardeşini yakından tanımayı, onun gözlerine bakıp hissetmeyi, anlamayı ve yeteneklerini keşfetmeyi gerektirir.
Bir kardeş, diğerinin ileride yaşayabileceği sıkıntıları önceden sezebilmeli; gerektiğinde şemsiyesini açıp onu koruyabilmeli, kucaklayabilmelidir.
– Sizce kardeşliği yaşatan güç nedir?
En büyük sermaye, akıl zenginliğidir. Okumanın, bilginin önemini kardeşlerimize sevdirmek; onların becerilerini ortaya çıkarmak kardeşliği güçlendirir. Duygu ve akıl yan yana geldiğinde ise her zaman kardeşlik kazanır.
Kardeşliği bozan şey insanın arzularıdır. Öfkesini aklıyla yenemeyen, kendini kardeşlikten saymamalıdır. Çünkü dün yoktur, bugün vardır. Geleceğe bakmak, birlikte yaşanmışlıklar ve hikâyeler biriktirmek, kardeşliği kalıcı kılar.
– Yaşadıklarınızda bu kardeşlik bağını nasıl gördünüz?
Geçtiğimiz yıllarda yanımda olan Kardeşim Türkiye’yi adım adım gezmemde bana rehberlik etti. Nerede ne var bilmesi, plan yapması, yol göstermesi benim için büyük şanstı. Yanımda kardeşlerimin video çekmesi, fotoğraflar kaydetmesi ise ayrı bir mutluluktu. O anların gazeteci gözüyle kayıt altına alınması, hem bizim için hem de ailemiz için unutulmaz bir armağan oldu. Fransa’da, Azerbaycan’da, Kars’ta, İstanbul’da yaptığımız geziler sadece benim değil; annemin, eşimin, çocuklarımın da yüzünde tebessüm oldu.
Bu yıl Türkiye sevdamı, Türk kültürüne özlemimi doyasıya yaşadım. Hiç kimseyi ayırmadan akrabalarımızı, bize zamanında iyilik edenleri ziyaret ettik, dualar okuduk. Bu yolculuklarda yanımda olan kardeşlerime ve büyüklerime teşekkür ediyorum.
– Son olarak kardeşleriniz için bir mesajınız var mı?
Bir teklifim var: Ağustos ayı, babamızın tatil ayıydı. O tatil yapmaz, evin ihtiyaçlarını görürdü. Biz ise onun anısına, 1 Ağustos’ta 5 günlük bir buluşma planlayalım. Sadece kardeşler olarak bir araya gelip sohbet edelim, yemeklerimizi birlikte yiyelim, günlerimizi dolu dolu yaşayalım.
İlk buluşmayı Antalya’da yapabiliriz. Bu fikri uygun görenlerden öneri ve destek bekliyorum. Çünkü kardeşliğin günü olmaz; ama biz bir gün belirlersek, o gün hepimizin kalbine kazınır.
Sevgi ve saygıyla,
Kardeşiniz –Lyon’da Bir Lezzet Ustası Ali Asker Karabağ
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci -Yönetmen
