Müzik; insanları bir araya getiren, kalpleri yumuşatan ve ruhlara dokunan evrensel bir dildir. Ezgilerin yükseldiği, ritmin hissedildiği ortamlarda sevgi, hoşgörü ve paylaşım ön plana çıkar. Müziğin olduğu yerde öfke susar, kırgınlıklar azalır, kötülüğe yer kalmaz. Çünkü müzik; barışın, dostluğun ve insanlığın ortak sesidir.
Müzikle uğraşan insanların hayalleri insandan beslenir. İyi gözlemler, iyi duyar, iyi görür ve iyi düşünürler. Ürettikleri müzik; paslanmış kalpleri yumuşatan, sevgiyi büyüten ve insanın iç dünyasında yeni yollar açan güçlü bir etkidir. Müzikle ilgilenen insanlar genellikle cömerttir; yalnızca insanı değil, kuşu, kediyi, köpeği de düşünür. Sevgiden beslenen bu kişiler, gönüllere dokunur ve kalıcı izler bırakır.
Müzik, dinleyenin kalbine sessizce girer ve orada yer edinir. Müziğe emek verenler zamanın kıymetini bilir; saniyelerin, dakikaların, saatlerin ve günlerin değerini fark ederek yaşar. İnsanların yüreğinde sevgiyle yollar açar, kalplerdeki pası siler. Kötülükten beslenmeyen, doğrularından sapmayan bu insanlar; müzikle, iyilikle yarışır ve kalpleri kazanır.
Ancak müzikle uğraşanların çevrelerine de dikkat etmesi gerekir. Her güzel görünen, her alkışlayan samimi olmayabilir. Akıllı olmak; herkesi sırtına almak değildir. Bir insana güvenmek için onu zamanla tanımak, yolculukta, sofrada, zor anlarda gözlemlemek gerekir. Güven, sınanarak oluşur. Herkesi hayatınızın merkezine koymak zorunda değilsiniz. Ayrım yapmadan saygılı olun ama yükünüzü de bilin.
Unutulmamalıdır ki başarı; her şeyi dışarıya sergilemekte değil, değerleri içerde tutabilmekte saklıdır. Müzik gibi… Sessizce işler, derinden etkiler ve iyiliği büyütür.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci