Kıbrıs’ta yaşayan Tebrizli dostumuz Babah Gholami beni telefonla arayarak, “Londra’da yaşayan kardeşimiz Behruz Bezaz Türkiye’ye gelecek. Eğer siz de eşlik ederseniz, kendisini Cleanvac Fabrikası’na götürüp Kurucu Hamit Bektaş ile görüştürmek istiyoruz. Fabrikayı ve ürünleri yerinde görsün. Kendisi Tahran ve Kıbrıs için Cleanvac bayiliği almayı, ayrıca otomatik araç yıkama sistemleri konusunda da yatırım yapmayı düşünüyor.” dedi.
Ben de kendisine, “Sen söyledikten sonra gerisini bana bırak. Kardeşlerimiz Türkiye’ye geldiğinde işlerimi ikinci plana bırakır, onlara elimden gelen desteği veririm. Fabrikayı gezdirir, yetkililerle tanıştırırım. Hiç merak etme.” cevabını verdim.
Bu davet benim için de ayrı bir anlam taşıyordu. Çünkü yaklaşık iki buçuk ay süren zorlu bir hastalık dönemini yeni geride bırakmıştım. Çok şükür bugün yeniden ayaktayım. Hastalık boyunca yürümekte ve uyumakta bile zorlandım. Eşimin fedakârlığı, doktorlarımın rehberliği ve özellikle Azerbaycanlı doktor kardeşim Dr. Muhammed Ahmedov‘un desteği sayesinde yeniden sağlığıma kavuştum.

İyileştikten sonraki ikinci günümde, Tebriz’den gelen Azeri misafirimizi ağırlayacak olmak bana büyük moral verdi. Aynı dili konuşuyor, aynı kültürü paylaşıyor olmamız aramızda güçlü bir gönül bağı oluşturdu.
Nasıl ki kelebek kozasından çıkarken gücünü kanatlarından alıyorsa, ben de bu süreçte dostlarımın desteğiyle yeniden güç buldum. Araç kullanamayacağım için yeğenim Yener Selamcı, “Abi sen hiç merak etme, ben kullanırım. Seve seve yanında olurum.” diyerek en büyük desteği verdi.
Bir kanadım Yener Selamcı, diğer kanadım ise Behruz Bezaz oldu. Dostluğun ve kardeşliğin insanı nasıl ayağa kaldırdığını bir kez daha yaşadım.
Pazartesi günü İstanbul’da buluşarak Sakarya’nın Karasu ilçesine doğru yola çıkacağız. Misafirimizi Cleanvac fabrikasında ağırlayacak, üretim tesislerini gezdirecek ve ürünleri yerinde tanıtacağız. Ardından izlenimlerini alacak, kendisiyle bir röportaj gerçekleştirerek dostumuz Babah Gholami’ye ulaştıracağız.
Misafirimizin Türkiye’den güzel hatıralarla ayrılması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Çünkü dostlarımızın dostu bizim de dostumuzdur. Nerede bir Azerbaycan ve Tebrizli kardeşimiz varsa, imkânlarımız ölçüsünde yanında olmak bizim için bir gönül borcudur.

Cleanvac’ın Kurucusu Hamit Bektaş Bey’i arayarak, “Bayilik görüşmeleri için misafirimiz geliyor.” dediğimde büyük bir misafirperverlik gösterdi.
“Aracı gönderiyorum. Misafirimizi otelden alın. Kuzey Marmara Otoyolu üzerinden Sakarya’ya gelirken güzel bir kahvaltı yaptırın. Yolculuk boyunca ihtiyaç duyabilecekleri su ve ikramları da yanınıza alın. Fabrikada sizi en iyi şekilde ağırlayacağız.” diyerek ince düşüncesini ortaya koydu.
Telefon görüşmesinde Hamit Bey’e, “Ben bu aracı kullanamam.” diyemedim. Çünkü kendisi enerjisi ve çalışma temposuyla adeta dur durak bilmeyen bir insan. Karada hızlı, denizde cesur, havada ise adeta uçacak kadar dinamik bir kişiliğe sahip.

Bu nedenle dayımın oğlu Yener Selamcı‘yı aradım.
“Yener, bu aracı kullanabilir misin? Misafirimizle birlikte Karasu’ya gidip geleceğiz.” dediğimde hiç düşünmeden, “Abi ben tır da kullanırım. Sen hiç merak etme, seve seve yanında olurum.” cevabını verdi.
Ben de tüm hazırlıklarımızı cuma gününden tamamladım.
Şimdi gözler pazartesi gününe çevrildi. Dileğim; misafirimizi en güzel şekilde ağırlamak, Cleanvac’ın kalitesini ve Türkiye’nin yerli ve milli üretim gücünü yerinde göstermek ve bu ziyaretin iki ülke arasında uzun yıllar sürecek dostluklara ve ticari iş birliklerine vesile olmasıdır.
Her şeyden önemlisi ise bu buluşmanın, dostlukların başlangıcına vurulacak güçlü bir mühür olmasıdır
Bu planı eşim Oya Karabağ ile paylaştığımda o da çok güzel bir öneride bulundu.
“Dışarıda kahvaltı yapacağınıza eve gelin. Behruz kardeşimizi ve Yener’i birlikte ağırlayalım. Kahvaltımızı evimizde yapın, sonra fabrikanıza geçersiniz.”
Bu öneri hepimizi mutlu etti.
Bu nedenle sevgili kardeşim Behruz Bezaz’ı otelden aldıktan sonra önce evimize geçeceğiz. Yaklaşık iki saatlik yolculuğun ardından eşim Oya Karabağ’ın hazırladığı sıcak ve samimi kahvaltı sofrasında buluşacağız. Ardından hep birlikte Cleanvac fabrikasına doğru hareket edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki kahvaltının lezzeti sadece sofradaki yiyeceklerden değil, aynı sofrayı paylaştığınız dostlardan gelir.
Büyüklerimizin dediği gibi:
“Çay odun ateşinde, insan gönül ateşinde demlenir.”
ve
“Gönlünde dert olanın çayı demli olur.”
Biz de kardeşlerimizi evimizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız. Büyüklerimizin söylediği gibi misafirin dokuz kısmeti vardır; birini yer, sekizini ev sahibine bırakır.
Diliyoruz ki bu güzel buluşma evimize bereket, huzur, sağlık ve yeni dostluklar getirsin. En önemlisi de Türkiye ile İran arasında kurulacak bu güzel dostluğun ve ticari iş birliğinin ilk mührü olsun.
Sevgi; alanda da verende de derman olur. Dostluk ise paylaşıldıkça büyüyen en kıymetli hazinedir.
Bakırköy’den Haber Gazetesi