İnsanların geçmişinde yokluklar, zorluklar ve eksiklikler olabilir. Belki giydiğimiz kıyafetler bugünkü imkânlarımız kadar güzel değildi. Belki o günkü görüntülerimizi bugün beğenmiyoruz. Ancak ailemizle, kardeşlerimizle ve sevdiklerimizle çekilmiş o fotoğraflardan ve videolardan utanmamalıyız.
Bazı insanlar, geçmişe ait anıları, fotoğrafları ve videoları en doğal ve en orijinal hâliyle saklamayı tercih eder. Çünkü bunlar sadece bir görüntü değildir; yaşanmış bir hayatın, verilen mücadelenin ve paylaşılan duyguların canlı tanıklarıdır. Yıllar sonra o görüntülere baktığınızda, sanki o günleri yeniden yaşıyormuş gibi hissedersiniz. Adeta yaşayan bir müze gibidirler.
YouTube’daki bir video silinebilir, bir dosya kaybolabilir. Ancak kalpteki anılar kolay kolay silinmez. Yine de elimizde bulunan orijinal görüntüleri koruyabilmek, gelecek nesillere bırakılacak en değerli miraslardan biridir.
Torunlarımızın o yılları görmesi, aile büyüklerinin hangi şartlarda yaşadığını öğrenmesi ve verilen mücadeleyi kendi gözleriyle izlemesi, anlatılan bir hikâyeden çok daha etkili olacaktır. Çünkü bazen bir video, sayfalarca yazının anlatamadığını birkaç dakika içinde anlatabilir.
Ne yazık ki bazen elimizdeki en değerli anıları, sadece birileri rahatsız olmasın diye siliyoruz. Oysa o görüntüler; babamızı, kardeşlerimizi, ailemizin yaşadığı zorlukları, yoklukları ve hayat mücadelesini gelecek kuşaklara aktaracak önemli birer belgeydi.
Yıllar sonra bir torunun çıkıp, “Amca, o orijinal görüntüler ne kadar güzelmiş.” demesi, aslında o anıların ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.
Birilerini mutlu etmek uğruna geçmişimizi silmek yerine, geçmişimize sahip çıkmalıyız. Çünkü geçmişini koruyan insanlar, geleceğini daha sağlam inşa eder.
Şimdi sormak istiyorum:
O anıları sildiniz… Peki gerçekten mutlu oldunuz mu?
Bakırköy’den Haber Gazetesi