• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Fen Bilimleri Bahçelievler Anadolu Lisesi Kurucusu Canip Aziti’den Öğretmenlere Çağrı:

Fen Bilimleri Bahçelievler Anadolu Lisesi Kurucusu Canip Aziti’den Öğretmenlere Çağrı:

“Öğrencilerin Kafasına Değil, Gönüllerine Girmeliyiz”
Fen Bilimleri Bahçelievler Anadolu Lisesi Kurucusu Canip Aziti, öğretmenlere önemli bir çağrıda bulunuyor:
“Biz öğrencilerin kafasına girmek değil, gönüllerine girmek zorundayız.”
Eğitimde en önemli konulardan biri iletişimdir. Öğrencinin önündeki kapıları açmak, öğrenme isteğini uyandırmak ve hayallerini geliştirmek için bilgi tohumlarını doğru şekilde ekmek zorundayız.
Her öğrencinin farklı becerileri, istekleri ve arzuları vardır. Öğretmen olarak bizim görevimiz, öğrencinin hangi alanda daha başarılı olabileceğini keşfetmek ve ona doğru yolu göstermektir.
Bu nedenle “Eğitim içinde üretim, üretim içinde eğitim” anlayışını benimsemeliyiz. Öğrencilerimizi sadece sınıfta bilgiyle buluşturmak yeterli değildir. Onları müzelere götürmeli, araştırma yaptırmalı, kitaplarla ve kültürle buluşturmalı, hayaller kurmalarını sağlamalıyız.
Öğrencilerimize, “Hangi meslekte daha çok para var?” diye sormak yerine, “Sen hangi alanda kendini daha iyi geliştirebilirsin?” sorusunu yöneltmeliyiz.
Bugün kültürümüzü dünyaya taşıyacak editörlere, yapımcılara, yönetmenlere, gazetecilere ve farklı mesleklerde yetişmiş insanlara ihtiyacımız var. Önemli olan yalnızca bir meslek sahibi olmak değil; kültürünü dünyaya anlatabilmek, farklı dillerde kitaplar hazırlayabilmek, ülkesini ve değerlerini sevebilmek ve bunları gelecek kuşaklara aktarabilmektir.
Bizim de geçmişte görüp yapamadığımız birçok şey oldu. Bugün önümüzde pek çok fırsat var. İşini seven, yaptığı işe inanan ve mücadele eden insanlar başarıya koşacaktır.
Bu nedenle öğretmenlerimize çağrımız şudur:
Öğrencilerin kafasına girmeye değil, gönüllerine girmeye çalışalım.
“Eğitim içinde üretim, üretim içinde eğitim” felsefesine inandığımız zaman, her yerde ve her konuda henüz keşfedilmemiş alanlar olduğunu göreceğiz. El değmemiş meslekler, yeni iş alanları ve değerlendirilmeyi bekleyen yetenekler var.
Geçmişte butik anlayışla çalışıp başarılı olan ve para kazanan pek çok insan vardı. O halde öğrencilerimizi yalnızca paraya yönlendirmeyelim. Öncelikle mesleğe, yeteneğe ve üretmeye yönlendirelim.
Çünkü insan yaptığı işe değer kattığında, o değeri paraya çevirmeyi de öğrenebilir.
“Dört Yıl Boyunca Öğrencilerimizin Geleceğine Çalışmalıyız”
Elimizde çok değerli bir gelecek var: Öğrencilerimiz.
Onların dört yılını en iyi şekilde değerlendirmek için gerekirse haftanın bir günü okulda Sabahlamalıyız daha fazla zaman geçirmeyi, farklı ortamlarda eğitim yapmayı, doğada, ormanda, hatta çadır ortamında kitap okumayı, araştırmayı ve düşünmeyi bile eğitim programımızın bir parçası haline getirmeliyiz.
Çünkü öğrenciyi öğrenci yapan, yalnızca sınıfta öğrendiği bilgiler değildir.
Biz öğretmenler olarak öğrencilerimize yolları göstermeliyiz. Işığı nasıl kullanacağını, bilgiyi nerede ve nasıl değerlendireceğini anlatmalıyız.
Gerisi öğrencinin kendi yolunu bulmasına kalır.
İŞ ADAMININ HİKÂYESİ
Canip Aziti’nin anlattığı bir iş adamı hikâyesi, aslında eğitim anlayışının ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyuyor.
Genç bir makine mühendisi, önemli bir iş görüşmesi için Ford’un sahibiyle görüşmeye gönderilir. Randevusuna giderken fabrikanın girişinde Ford Bey ile karşılaşır.
Genç mühendis:
“Efendim, beni Engin Bey gönderdi. Size selamı var.” der.
Ford Bey, “Tamam, haberim var. Gel, benimle gel.” diyerek genç mühendisi aracına alır.
Birlikte bir mağaza açılışına giderler. Açılışı gerçekleştirir, ardından fabrikayı gezerler. İkramlar yapılır. Daha sonra yeniden araca binip yola çıkarlar.
Yolda genç mühendis dayanamaz ve sorar:
“Efendim, benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?”
Ford Bey, şoföre:
“Arabayı durdur.” der.
Genç mühendisi araçtan indirir.
Genç mühendis kendi kendine:
“Ford Bey beni burada indirdiyse mutlaka bir bildiği vardır.” diye düşünür.
Ancak hikâyenin asıl sürprizi bundan sonra yaşanır.
Genç mühendis, kısa süre önce açılışını yaptıkları mağazaya geri döner. Ford Bey gibi onu karşılar.
Genç mühendis:
“Efendim, ben sizin bayiliğinizi almaya geldim.” der.
Ford Bey, dostları bizim için değerdir. genç mühendisin önündeki kapıları açar, ona destek olur ve yol gösterir.
Genç mühendis kısa süre içerisinde büyük bir başarı yakalar ve bir yıl içinde beş mağaza açar.
Bir süre sonra Ford Bey’in yanına giderek teşekkür eder:
“Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.” der.
Ford Bey ise ona şu anlamlı cevabı verir:
“Bilgi ve beceri senin içinde vardı. Biz sadece onun önünü açtık. Eğer sana her şeyi anlatmaya çalışsaydım, hatta bunun için para verseydim, belki de bu başarı ortaya çıkmayacaktı.”
İşte eğitimde anlatmak istediğimiz de tam olarak budur.
Bilgi, beceri ve şans insanın içinde olabilir. Önemli olan o yeteneği keşfetmek ve doğru kapıları açmaktır.
Öğretmenlerin görevi de öğrencinin yerine hayatı yaşamak değil; onun içindeki yeteneği ortaya çıkarmak, önündeki kapıları açmak ve doğru yolu göstermektir.
Öğrencinin yolunu siz yürümeyin. Ona yolu gösterin; o kendi yolunu bulsun.
Bakırköy’den Haber Gazetesi
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Bakırköy Haber