Eskiden köyden kente gelen bir aile, bir apartmanda görevli olarak çalışmaya başladığında, komşular ve çevredeki insanlar onlara şehir kültürünü anlatır, örnek olur ve çevreye karşı duyarlı olmayı öğretirdi. Böylece şehir kültürü, insanlar arasında yaşayarak ve birbirinden öğrenilerek gelişirdi.
Peki bugün ne oldu?
Bakırköy’de şehir kültürüne sahip çıkılıyor mu?
Bakırköy’de vatandaşın da belediyenin de üzerine düşen sorumlulukları yeniden hatırlaması gerekiyor. Çünkü şehir kültürü yalnızca belediyenin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bakırköy Belediyesi’nin park ve bahçelere yeterli hizmet verecek ekipleri var mı?
Temizlik yapacak yeterli personel ve modern temizlik makineleri bulunuyor mu?
Temizliği kontrol edecek, kurallara uymayanları uyaracak ve gerektiğinde cezai işlem uygulayacak ekipler görev başında mı?
Çöp atanları tespit etmek için gerekli kamera sistemleri yeterli mi?
Seyyar satıcılara gerekli denetimi yapacak zabıta ekipleri nerede?
Kaldırımlara araç bırakanları uyaracak ve kaldırımları yayalara açacak denetimler neden yeterince yapılmıyor?
Daha da önemlisi, yaya yollarında belediyeye ait araçların bulunması vatandaşlara nasıl bir şehir modeli gösteriyor?
Bakırköy Meydanı’na baktığımızda araç yoğunluğu nedeniyle yayaların geçmekte zorlandığı anlar yaşanıyor. Meydanın araçlarla dolması, şehir kültürü açısından doğru bir görüntü oluşturmuyor.
Bakırköy’ün bazı caddelerinde ve sokaklarında çöp ve izmarit görüntüleri artık dikkat çekiyor.
Sigarasını yere atan vatandaş kadar, bu görüntünün devam etmesine izin veren denetim sistemi de sorgulanmalıdır.
Şehir kültürü, yere çöp atmamakla başlar. Ancak bunun devamı, temizliği sağlayan ve denetleyen bir sistemin kurulmasıyla mümkündür.
Bakırköy’ün parklarında yeşil alanların korunması için sulama sistemlerinin düzenli çalışması gerekiyor.
Bir parkın yapılması kadar, bakımının ve sulamasının düzenli yapılması da önemlidir. Yeşil alanlar susuz bırakılırsa yapılan yatırımın anlamı kalmaz.
Bir başka önemli konu ise belediye ile vatandaş arasındaki iletişimdir.
Vatandaşın telefonlarına, taleplerine ve şikâyetlerine zamanında cevap verilmesi gerekir.
Sosyal medyada yapılan duyuruların yanında vatandaşın gerçek sorunlarına da kulak verilmelidir.
İletişim varsa güven vardır. Cevap varsa vatandaş kendisini değerli hisseder.
Bir belediye başkanının başarısı yalnızca kendi çalışmasıyla değil, ekibinin sahadaki performansıyla da ölçülür.
Başkanın ekibini iyi yönetmesi, görev dağılımını doğru yapması ve sahadaki eksiklikleri düzenli olarak takip etmesi gerekir.
Çünkü belediye başkanı ekibine sahip çıkamazsa, ekip de vatandaşa yeterince sahip çıkamaz.
Benim çağrım çok açık:
Bakırköy’ün röntgeni çekilmeli, teşhisi doğru konulmalı ve sorunlara çözüm üretilmelidir.
Bunun için Bakırköy’de yaşayan vatandaşların sesine kulak verilmesi gerekiyor.
Bakırköy’de yaşanan sorunları sahada takip eden, vatandaşın sesini duyurmaya çalışan Bakırköy’den Haber Gazetesi de bu konuda önemli bir görev üstleniyor.
Belediye yönetiminin, vatandaşların şikâyetlerini ve yerel basının sahadan aktardığı sorunları okuyup dinlemesi, Bakırköy’ün eksiklerini görmesi açısından önemlidir.
Bakırköy hepimizin.
Şehir kültürünü yeniden güçlendirmek, sokaklarımızı temiz tutmak, parklarımızı korumak, kaldırımları yayalara bırakmak ve kurallara uymak hepimizin görevidir.
Bakırköy’ü yeniden eski şehir kültürüne, temizliğine, düzenine ve duyarlılığına kavuşturmak için artık hep birlikte harekete geçmeliyiz.
Bakırköy’ün sorunlarını görmezden gelmeyelim.
Sorunu tespit edelim, teşhisi koyalım, çözümü birlikte üretelim.
Bakırköy’den Haber Gazetesi