Baba
Babamın kimsenin malında gözü olmazdı. Benim de kimsenin malında gözüm yoktur.
Babam kimse hakkında kötü konuşmazdı. Ben de kimsenin arkasından konuşmam.
Babam, çevresindeki insanları “kötü insan” diye anlatmazdı. Ben de çevremde gördüğüm insanları kötülemek yerine, herkesin kendi hayatından ve davranışlarından sorumlu olduğuna inanırım.
Babam, alın terine ve emeğe inanırdı. İşine erken gider, geç çıkardı. Çalışmanın, emek vermenin ve yaptığı işin hakkını vermenin önemini bana yaşayarak öğretti.
Ben de onun evladı olarak işimde alın teri döküyorum. Yaptığım işin hakkını fazlasıyla vermeye çalışıyorum. Çünkü insanlar şahsıma güvenerek gazeteme reklam veriyor. Ben de onların güvenine layık olmak, çevreme ulaşarak onların tanıtımına ve işlerine destek olmak için elimden gelenin fazlasını yapıyorum.
Babamın bana en büyük nasihatlerinden biri şuydu:
“Alın teri dökerek kazandığın para helal paradır. Paranın temiz olması yetmez; vicdanın da temiz olacak. Doğru olacaksın ve doğruluktan asla vazgeçmeyeceksin.”
Bana hep, inanmadığım işi yapmamamı söylerdi. “Sana akıl veren herkesin peşinden gitme. Akıllı geçinenlerin değil, gönüllere girenlerin elinden tut. İnsan gönülden gönüle ulaşmayı bilmeli” derdi.
Bugün hâlâ onun sözlerini düşünüyorum.
Ben, “Gönülden gönüle yol vardır” diyen bir babanın oğluyum.
Mekânın cennet olsun babam…
İyi ki senin evladınım.
İyi ki alın teriyle çalışan, emeğe değer veren bir işçi babanın oğluyum.
İyi ki takvim yapraklarının arkasını okuyarak bilgiye önem vermeyi, kendimi yetiştirmeyi ve hayatta öğrendiklerimi insanlarla paylaşmayı senden öğrendim.
Sen derdin ki:
“Okulun arka bahçesinde kalmış olabilirsin ama hayat okulunu sakın bırakma. Kendini yetiştir, oku, öğren ve insan ol.”
Ben bugün hâlâ o nasihatlerin izinden gidiyorum.
Babam gibi düşünüyorum…
Alın teri, emek, doğruluk, vicdan ve insan sevgisi…
Bana bıraktığın en büyük miras bunlardır.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun babam.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci
Bakırköy’den Haber Gazetesi