Bakırköy’deki sorunları duydukça, yazdıkça omuzlarımızdaki yük artıyor. Bu yükü taşımaktan ve bu sorunları duymaktan huzursuz oluyoruz. Ancak belediye tarafından sorunlar çözüldüğünde bir nebze rahatlıyoruz, mutlu oluyoruz. Fakat bu rahatlama kısa sürüyor; çünkü Bakırköy’de sorunlar bitmek bilmiyor.
Sokakların çöp yığınına dönüşmesini içime sindiremiyorum. Yıkılan binaların alanlarının çöplük haline gelmesi, sokaklarda biriken atıklar, çevreyi kirleten insanlar… Bunlar Bakırköy gibi bir yere yakışmıyor. Sokaklarda, caddelerde dolaşırken, bu durumlara kayıtsız kalan Bakırköylü önderlerinin sessizliğine tanık olmak da beni huzursuz ediyor.

Yayaların yürüdüğü yollara araç park edenler, elindeki çöpü yere atanlar… Onları gördükçe içimden bir şeyler söylemek, uyarıda bulunmak geliyor ama yapamıyorum. Engelli vatandaşlarımız, hamile kadınlarımız, iki çocukla dolaşan annelerimiz, gazilerimiz… Hepsinin sokaklarda yaşadığı zorluklara tanık oldukça geceleri uykularım kaçıyor.
Bakırköy Meydanı’nda yaşlıların ellerinde valizlerle zorlanarak yürüdüklerini, emeklilerin yardıma muhtaç halde beklediklerini görüyorum. Akşam saatlerinde sokakları işgal eden seyyar satıcıların rahatça satış yapmasına karşılık, ortalarda zabıta göremiyoruz. Parklarımızın bakımsızlığı, spor aletlerinin kullanılmaz hale gelmesi, sokaklarda ve parklarda geceleri yatmak zorunda kalan insanlar… Bütün bunlar vicdanımı sızlatıyor. Dinimizdeki “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü hatırladıkça, bu insanlara yardım edemediğim için rahatsızlık duyuyorum.


Bakırköy Meydanı, ilçenin yüzü, prestijidir. Ancak son 15 yıldır aynı yüzü görüyoruz. “Bakırköy eskiden böyle değildi, ne oldu buraya?” diyen insanlara ne cevap vereceğimizi bilmiyoruz. Sokaklarda yürürken kafelerin taşan masaları yüzünden zorluk yaşıyoruz.
Bu ilçede dolaştığım her gün sorunları daha net görüyorum. Spor aletlerinin kırık ve bakımsız hali, sokaklarda yaşayan evsiz insanlar, parkların ihmal edilmiş görüntüsü, tüm bunlar beni derinden etkiliyor. İlçe meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, parti başkanları, dernek temsilcileri bu durumları nasıl fark etmiyor? Hepsi duyarsız mı? Yoksa görüp de susmayı mı tercih ediyorlar?

Şaşkınlıkla izliyor, dinliyor ve yazıyorum. Ama huzursuzum, çünkü dertliyim. Bakırköy’ün bu sorunlardan arınmasını, hak ettiği saygın görünüme kavuşmasını istiyorum.
Hazırlayan:
Ayson Karabağ, Yazar-Gazeteci