Bakırköy ve çevresindeki sanat merkezlerini ve eğitim kurumlarını tek tek ziyaret ederek incelemelerde bulunuyorum. Amacım, bu yerlerin müşteri karşılama, iletişim ve sanatı temsil etme şekillerini gözlemlemek. Bu ziyaretlerimle, bu kurumların öne çıkan yönlerini ve eksikliklerini tespit ederek bir şekilde Kurumlara ayna tutmaya ve yol göstermeye çalışıyorum.
Avrupa’da gazeteciler, sanat merkezlerini, okulları ve restoranları habersiz şekilde ziyaret eder; gözlemler yapar, video ve fotoğraflarla bir rapor hazırlar. Eksiklikleri belirleyerek şu geri bildirimlerde bulunurlar: “Lütfen bızım eksiklerimizi gösterin.” Bu denetim sistemi, hizmet kalitesini arttırır. Mustafa Kemal Atatürk de gazetecilerden bahsederken, şu sözlerle gazeteciliğin önemini vurgulamıştır: “Gazeteciler mekteptir, ışıktır. Eleştirileri bizim için bir kamçıdır, eksiklerimizi görmemiz için bir aynadır.” Biz de bu ayna sayesinde eksiklerimizi görerek kendimizi geliştiririz.
Sanat Akademisi’nin içine girdiğimde, masada oturan genç bir hanımefendi vardı. Ancak beni karşılayıp “Buyurun” diyecek birini göremedim. Karşıda oturan başka bir kadına yaklaşıp bilgi almak istediğimi belirttim. Bana, “Siz oturun, arkadaşım gelecek” dedi. Bu ifadesini not aldım. Daha sonra bir hanımefendi gelip beni içeri davet etti.
Hanımefendi, ezberlemiş gibi bir şekilde önceden hazırladığı bilgilerle konuşmaya başladı. Ben gazeteci bakış açımı kullanarak araya girip farklı sorular sordum, ancak o yine ezberindeki şeyleri anlatmaya devam etti. Göz teması kurmaktan kaçındı ve karşısındaki kişinin ihtiyaçlarına odaklanmak yerine sadece zihnindeki metni aktarmaya çalıştı.
Görüşmeyi sonlandırdığımda, kim olduğumu sordu. Gazeteci olduğumu belirttim ve kartvizitimi kendisine teslim ettim. Ancak, firma yetkilisi veya müdürün herhangi bir geri dönüşü yapmadığını gözlemledim. Bazı yerlerde kartvizitler iletiliyor ama geri dönülmüyor. İletişim eksikliği bu tarz kurumsal yapılarda ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Eksiklikleri sıralamam gerekirse:
Sanat merkezleri, sadece eğitim verdiği kişilerle değil, her gelenle bağ kurmalı ve onlarda olumlu bir izlenim bırakmalıdır. Avrupa’da bu şekildeki iletişim ve misafirperverlik anlayışı, kurumlara uzun vadede büyük fayda sağlamaktadır.
Son olarak, Bakırköy’deki sanat merkezlerinin, günlük olarak gelen misafirlerinin isimlerini ve neden geldiklerini kayıt altına alıp bu çalışmayı bir süreklilik haline getirmeleri, hem çalışanları hem de ziyaretçileri açısından olumlu bir adım olacaktır.
Unutmayalım, sanat sadece bir öğretim değil, aynı zamanda iletişim ve izlenim bırakma sanatıdır.
Hazırlayan:
Ayson Karabağ, Yazar-Gazetec