Gazeteci Ayson Karabağ, Erzurumlu Yeni Nesil Sanatçı Serdar Bayrak ile Müzik ve Hayalleri Üzerine Röportaj Yaptı
Sanatçı Serdar Bayrak, müziğiyle ilgili duygularını şu sözlerle ifade ediyor:
“Beni dinleyenlerin zihinlerinde eğlenceli ve umut dolu bir yolculuk bırakmayı hedefliyorum.”
Serdar Bayrak, ailesinin gurbet hikâyesini de şu sözlerle paylaştı:
“Biz, kendi ülkemizde gurbetçi bir ailenin çocuklarıyız. Dedem, ellerine tahtadan bir bavul alarak yola çıktıklarında 1970’lı yılların sonlarını yaşadıklarını anlatırdı. Gurbete gitmek, o zaman da bugünkü gibi kolay değildi. Ailem, yabancı bir şehre vardıklarında bir dizi işlemden geçmek zorunda kalmış ve pek çok zorlukla mücadele etmiş. Dedemin anlattıklarından öğrendiğim bir şey var ki; köyünü, mahallesini terk edip bilinmez bir yere gitmek, her zaman derin bir özlem ve zorluk taşır.”
Bayrak, bu hikâyelerle büyüdüğünü ve dedesinin gurbetten bahsederken duygularını şu şekilde tarif ettiğini söylüyor:
“Dedem, gurbette ne yaptıklarını, aç mı kaldıklarını merak ederdi. Gurbet, benim için sadece bir kelime değil; özlem, sevgi, yabancılık ve gariplik gibi pek çok duyguyu barındıran bir yaşanmışlık. Gurbette okuyan Eşi , yol parası yetmediği için destek arayan ve düğme işi yaparak ailemize katkı sağlayan annemin yaşadıkları da bu hikâyenin bir parçası. Gurbetteki zorlukları bilmeyen, bu duyguyu nasıl anlayabilir ki?”

Gelenekselden Geleceğe Taşınan Ses: Sanatçı Serdar Bayrak Biyografisi
20 Kasım 1984’te Erzurum’un Tortum ilçesinde dünyaya geldim. Babam, girişimci bir iş insanı olan Fikret Bey; annem ise yardımsever ve girişimci bir Cumhuriyet kadını olan Canan Hanım’dır. İkiz kardeşimle birlikte İstanbul’un tertemiz atmosferinde büyüdüm. Örf ve adetlerimizi öğrenerek, mücadeleci ve girişimci bir anne-babanın emeğiyle yetiştirildim.
İstanbul’un Şişli ilçesi, sanatçıların, şairlerin, profesörlerin, iş insanlarının, doktorların ve politikacıların yetiştiği özel bir yer olarak, vizyonumun gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Aile şirketimizde çalışarak iş hayatına dair deneyim kazandım ve disiplinin önemini öğrendim. Bu tecrübeler, kişisel ve profesyonel hayatımda bana değerli bir perspektif kazandırdı.
Tortum kökenli bir aile olarak İstanbul’a taşındık. İlkokulu Tortum’da, ortaokul ve liseyi İstanbul’da tamamladım. Üniversite eğitimimi Ukrayna’da, yüksek lisansımı ise Harvard Üniversitesi Cambridge’de tamamladım. Eğitimin, geleceğe ve topluma yapılan en büyük yatırım olduğunun bilincindeyim.
Ukrayna’da düzenlenen konserlerde bir Türk olarak şarkı söylemem istenirken, ABD’nin Florida eyaletindeki Boca Raton bölgesinde, Waldorf Astoria otel grubunun düzenlediği yetenek yarışmasında Tarkan’ın Şımarık şarkısıyla 152 kişi arasında ikinci oldum. Bu başarımdan dolayı “Başarıyla Ödüllendirilen Öğrenci” unvanını aldım.
Dört dil konuşarak, farklı kültürel pencerelerden bakma yeteneği geliştirdim. Bu vizyon, hayatıma ve müzik anlayışıma derinlik kattı. Bilgi, her birey için farklı yollarla aktarılır: kimisi yazıyla, kimisi karikatürlerle, kimisi de müzikle. Ben de müzikle mesaj vermeyi tercih edenlerdenim, çünkü müzik, evrensel bir dildir ve dünya üzerinde herkese hitap edebilir.
Müzik, hayatıma 6 yaşında girdi. Okul etkinliklerindeki performanslarımla öğretmenlerimin dikkatini çekerek müziğe olan ilgimi pekiştirdim. Küçük Emrah ile tanışmam ise bir dönüm noktası oldu. Sesimi dinledikten sonra bana, “Üsküdar’da müzik eğitimi almalı ve ses rengini geliştirmelisin,” diyerek yol gösterdi. Bu öneri, müzik kariyerimde önemli bir başlangıcı temsil etti.
Her ülkenin yetişme koşulları, kültürü ve bakış açıları farklıdır. Bu çeşitlilik, sanatımı özgün bir biçimde şekillendirmeme olanak sağladı. Amacım, müzikle mesaj veren, hayaller kurduran ve yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olan bir sanatçı olmaktır.
Müzik, doğanın bir parçası olan seslerin bilinçli bir emekle sanat eserine dönüştürülmesidir. Yunanca’da “mousikí” perilerin konuştuğu dil anlamına gelirken, İslam felsefesinde müzik, ilahi bir dil olarak kabul edilmiştir. İnsanlık tarih boyunca müziği hem doğuda hem batıda tanrısal bir dil olarak görmüş ve bu düşünceyi eserleriyle kanıtlamıştır.
Sanatıma bu perspektiften yaklaşarak, müziğin evrensel gücünü insanlara ulaştırmayı hedefliyorum.

Müziğe yeteneğin olduğunu ilk ne zaman fark ettin?
Küçük yaşlardan itibaren evde, okulda ve sokakta melodileri taklit ederdim. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında öğretmenlerim ve arkadaşlarım sesimi fark ederek şarkı söylememi teşvik ettiler. Bir gün, bir dostum sayesinde Küçük Emrah ile tanıştım. Sesimi dinleyip bana tavsiyelerde bulundu ve Üsküdar’da konservatuvar eğitimi almamı önerdi. Bu öneriyle Üsküdar’daki bir konservatuvara kaydoldum ve aldığım eğitimle özgüvenim arttı. Daha sonra Amerika’da katıldığım bir ses yarışmasında ikinci oldum. Bu deneyim, müziğe olan bağlılığımı perçinledi.

Müzik nedir?
Müzik; size enerji kazandıran, huzur yaşatan, mutluluk veren etkili eğitim dalıdır. Müzik; ruhu besleyen, terbiye edendir. Müzik benim hayatımdı.
Sevgi nedir ?
Sevgi bir insanı en erdemli yapan sizi mutluluğa taşıyan heyecan uyandıran maddiyatın ötesinde bir ateştir. Bir baruttur yakınca etrafı da yakar.
Sevgi içimizi kıpır kıpır koparandır, sevgi hayali güce güç katan, sevgi terapi yapan, sevgi gönül köprüleri kuran sihirli bir güçtür. Maddiyatın yapamadığı içten gelen bir sıcak ateştir.
Sevgi kavramını bilmeyen sevecek hiç kimseyi sevemez çocuk sevgisi olmayan, dost sevgisi olmayan, vatan sevgisi olmayan sevemez. Sevgi başka bir histir. Her insan da sevgi var diyemeyiz. Hayat sevgisi olmayan maddiyat sevgisi olunmuyor. İçten olgunlaşan içten gelen sıcak bir histir. Bizi bize bağlayan sevgidir.
Kitap Nedir?
Kitap okumak barut gibidir. Bir kere tutuşunca artık sönmez, Kitap okuyan hayalleri gelişir, kitap okuyan ikna gücü gelişir, Kitap okuyan kelime hazinesi artar. kitap benim benzinimdir.
Bilgi Nedir?
Birileri konu açılınca bilginiz varsa; Aynı dilden konuşma şansınız vardır.
Özgüven Nedir?
Özgüven, kendinize yönelik hissettiğiniz duyguların sonucu olarak oluşur. özgüven kişiliğinizle ilgili bir konudur. Yeterli bir özgüven, kendiniz hakkında olumlu duygular beslemeniz sonucunda ortaya çıkar.
İletişimin Önemi Nedir?
Yaşantımızda her işin can damarıdır, İlişkinin başarısı karşısında kişi de oradaki benzerlik nedeni ile kendini rahat hissetmesine bağlıdır. ilişkinin başarısı için benzerlik köprüsü olmalıdır. İletişim kopyalamak veda yansıtmaktır. Konuşma tarzı, ses tonu, mimikler, fiziksel görünüm, iletişimde başarıya katkısı olur.
Vefa nedir? Nasıl vefalı olunur?
İnsanlık vasfıdır. Köpekte var ama kedide yok yeri geldiğinde kedi sahibini tırmıklayabilir fakat köpek öyle değil sahibi öldüğünde yerinden kalkmayan, başından ayrılmayan, onun yasını tutan köpekler var. Vefa abilerim ve dostlarım var. onların arasında olmak bende çok mutlu ediyor.
Ben çok şanslıyım benim tanıdığım çok vefalı dostlarım ve Abilerim var. Tanımadığım da çok vefalı insanlar var.
Şöhret sizi değiştirdi mi? Ünlü olunca değişenlerden misiniz?
Annemden, büyüklerimden aldığım nasihatler, terbiye, bilgiler bize ayaklarımızın yere basmasını öğretti sağlamcıyız nerde olduğumuzu biliriz.

Sizin için vatan nedir?
Yaşadığımız evimizdir, mutlu olduğumuz yerdir. Vatan bizim mekânımızdır. Ülke tapusu yok, ama manevi tapumuz var. Benim anayasam şudur Devletim ve ülkem var oldukça bende varım. Demokrasi varsa hepimiz varız.
Ev halkı sürekli şarkı söylemenden memnun muydu?
Evet, aslında beni hep desteklediler. Ama yurt dışında eğitim için evden ayrıldığım dönemde, “Artık evde şarkı yok, ev sustu,” demişlerdi. Annemin gözleri her şarkımda ışıldardı.
Ailede müzikle ilgilenen başka biri var mı?
Erzurum’un kültürel zenginliklerinde şiire, edebiyata ve müziğe önem veren insanlar yetişmiştir. Babamın edebiyata olan düşkünlüğü sanırım genetik olarak bana da geçti. Müzik tutkum ve yazmaya olan ilgimle ailemin bu yönlerini kendimde birleştirdim.
Müzikle amatör olarak ilgilenmen ne kadar sürdü?
Okul korolarında, Üsküdar orkestrasında ve kendi kurduğum küçük müzik gruplarında yıllarca amatör olarak şarkılar söyledim. Farklı müzik türlerini denemekten çekinmedim. Ama o dönemde popüler müzikle ilgilenmiyordum; daha az bilinen türleri seviyordum.
Müzik kariyerini düşünmeye ne zaman başladın?
Bu fikri ciddi anlamda yaklaşık bir yıl önce düşünmeye başladım. Çocuklukta ekonomiye ilgim vardı ve girişimci olmayı hayal ediyordum. Ancak ABD’de master yaptığım sırada bir okul içi müzik yarışmasında 152 kişi arasında ikinci oldum. Çevremdekiler sesime hak ettiği değeri vermem gerektiğini söylediler. Annemin çocukken “Benim oğlum dünya starı olacak,” sözleri hâlâ kulaklarımda. Bu baskılar ve destekler beni müzik kariyerine yöneltti.
Müzik kariyerinin başlangıcı Amerika mı oldu?
Evet, kesinlikle. Amerika’da katıldığım yarışma içimdeki müzik aşkını tetikledi. Adeta bir kıvılcım gibiydi ve ateşi büyüttü.
“Sarı Araba” klibiyle ilgili çok konuşuldu. Neden bu konsepti seçtin?
İnsanların organik olarak izleyip beğendiği bir iş çıkarmak istedim. Klipteki sarı araba, sokakta izleyenlerin hayranlıkla bakıp “Bir gün böyle bir arabaya bineceğim,” demeleriyle beni çok mutlu etti. Gençlere umut ve hayal aşılayan bir konsept oluşturmayı hedefledim.

Sokakta tanınıyor musun?
Annem şakayla karışık, “Serdar, bir gün seni herkes tanıyacak ama bugün keyfini çıkar, kimse tanımıyor,” der. Bu şakalar bizi hep güldürür.
Müziğin dışında başka projeler düşünüyor musun?
Evet, babamın edebiyata düşkünlüğünden ilham alarak günlük tutmaya başladım. Bir gün bu notları kitaplaştırarak müzik kariyerimde karşılaştığım engelleri ve dersleri başkalarıyla paylaşmak istiyorum.
İleriye dönük müzikle ilgili hayallerin neler?
Türk Cumhuriyetleri’nin ortak bir diliyle şarkılar yapmak ve bu dili müzikle birleştirmek istiyorum. Müzik, insanlar arasında köprü kuran evrensel bir dil.
Mehmetçiklere konser vermek ister misin?
Bu benim için bir onur olur. Annem ve babam da bu fikre çok sıcak bakıyor. Askerlerimiz bizim için çok kıymetli ve değerli.
Sizi seven ve sizi örnek alan gençlere neler tavsiye edersiniz?
Kısa yolardan meşhur olmak değil, dışarıdan alınan doping gibi birden yüz yüz artarsınız ama doping bitince birden yere düşersiniz fakat toplanması zordur. Sabun köpüğü gibi kaybolursunuz. Sanat değeri olanı araştırın, baba şarkılar bulun, inceleyin, emek verin, uğraşın, çaba harcayın. Kalıcı sanatçı olmak istiyorsanız, otuz elli yıl gönüllerde kalmak ısıtıyorsanız; sanat için emek verin, uğraş verin, sabırlı olun olgunlaşacaksınız ve gelişeceksiniz.
Son olarak, hayat felsefen nedir?
Hayata gülümseyerek bakıyorum. Her detayda güzellik ararım. İletişimde tebessüm kapıları açar. Müzikle de insanlara mutluluk, umut ve düşünce aşılamak istiyorum.
Hazırlayan:
Ayson Karabağ, Yazar-Gazeteci