Hep Birine Tutunmak İstedim
Çocukluk yıllarımda babamın tarlasında çalışır, hayvanlarla ilgilenirdim. Toprağı da severdim, hayvanları da… Ancak o yıllarda babamın hayallerini tam olarak anlayamazdım. Daha sonra babam Kars merkezde bir ev yaptırdı ve şehir hayatına geçtik.
Şehir yaşamında kahvehanelerde, pastanelerde garsonluk yaptım, ayakkabı boyacılığı yaptım. Sonrasında bir dondurmacının yanında çalışarak iyi bir dondurma ustası oldum. Dondurmayı hem üretiyor hem de birkaç şubede satışını yaparak aile bütçesine katkıda bulunuyordum. Kazandığım parayı anneme teslim ettiğimde onun gözlerindeki mutluluğu görmek bana büyük bir huzur veriyordu.
Annem ‘de Bana Kumbara Kültürü Aşıladı
Bir süre sonra para biriktirip bir bisiklet aldım. Sanki bir araba almış kadar mutlu olmuştum. Bisikletimi özenle koruyor, temizliyor ve güzelleştiriyordum. Okul hayatını çok sevmesem de çevremdeki bazı büyükler bana kitap sevgisini aşıladı. Dışarıdan eğitim desteği veren insanlar sayesinde okumaya ve öğrenmeye karşı ilgim arttı.

Sonra İstanbul serüvenim başladı. Hep birilerine tutunmayı, birilerinden güç almayı hayal ettim. Ancak fikirlerimi ve hayallerimi anlattığımda çoğu zaman karşılık bulamadım. Bu nedenle bir süre sonra hayallerimi ve projelerimi kimseyle paylaşmamaya karar verdim.
İstanbul’da hem okudum hem de çalıştım. Seyyar satıcılık yaptım, kartpostal sattım, gazete bayilerinde gazete sattım. Para biriktirdikçe hayatımda tutunduğum en önemli şeyin para olduğunu düşündüm. Daha sonra ilk ofisimi açtım. Reklam, takvim ve tanıtım işleri yapmaya başladım. Kazandıkça hayallerim büyüyor, önümde yeni kapılar açılıyordu.
O dönemde atari salonları çok popülerdi. Birkaç makine koyup işletmeye başladım. Ancak işi büyütmek kadar güvenilir çalışan bulmak da zordu. Daha sonra video kaset döneminin başlamasıyla bir ortak bularak video dükkânı açtım ve kaset kiralamaya başladım. Bir yandan ajans işlerimi yürütüyor, bir yandan satış yapıyor, bir yandan da tahsilatlarla ilgileniyordum.

Hayatım boyunca hep birilerine dayanmak, birilerinden destek görmek istedim. Ancak zamanla kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrendim. Bu süreçte Pertevniyal Lisesi’nden öğretmenim Kadir Dikme bana yol gösterdi. Daha sonra Star TV’de görev yapan Sedat Üreten de hayatımda önemli izler bıraktı. Öğrenmeye, kendimi geliştirmeye ve çevremdeki insanları yetiştirmeye devam ettim.
Gün geldi evlendim. İşlerimi toparlayıp ajans ve dergi çalışmalarına ağırlık vermek istedim. Şirket kurmak için ortak gerekiyordu. Danıştığım kişiler, eşimle birlikte çalışabileceğimi söylediler. Böylece işime ve aileme daha sıkı sarıldım. Ancak eksiklerimi tamamlamak için sürekli öğrenmem gerektiğini biliyordum.
Akıl hocalarım bana yurt dışına çıkmamı, farklı ülkeleri görmemi, yeni fikirler edinmemi ve kendimi geliştirmemi tavsiye ettiler. Bu tavsiyelere uyarak yurt dışına gitmeye başladım. Büyük hayaller kuruyordum. 150 kişilik bir reklam ajansı kurmayı bile hayal ettim. Ancak birçok kez beklediğim desteği bulamadım. Kimi zaman kardeşlerimden, kimi zaman ortaklarımdan umduğum katkıyı göremedim. Sonunda birçok yükü tek başıma taşımak zorunda kaldım.
Hayat bana önemli bir gerçeği öğretti: İnsan için en büyük güç para değil, güven duyduğu insanlardır. Umudunu kırmayan, yanında duran, destek olan insanlar en büyük zenginliktir.
Bu yüzden gençlere ve hayata yeni başlayanlara şunu söylemek isterim:
Birilerine umut bağlayabilirsiniz, ancak önce kendinize güvenin. Parayı kazanabilirsiniz ama zamanı geri getiremezsiniz. İyi dinleyin, iyi gözlemleyin, ders çıkarın ve öğrendiklerinizi hayata geçirin. Ağzınızdan çıkan sözün arkasında durun. Gerçek dostun kim olduğunu iyi bilin.
Bugün artık insanlara bağımlı yaşamaktan çok, beni yaratan Allah’a sığınmanın huzurunu yaşıyorum. Onun gölgesinde yaşamaya, sahip olduklarıma şükretmeye ve mücadele etmeye devam ediyorum. Hayat bana şunu öğretti:
İnsanın en büyük dayanağı, önce inancı, sonra da kendisine olan güvenidir.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci