Küçük Mutlulukların Büyük Hatırası
Bir sabah, kahvaltıdan sonra çay bardağında kalan son yudumu içerken fark ettim: Mutluluk dediğimiz şey, büyük anların değil, küçük detayların izinde saklıydı. Ne bir ödül töreninde, ne de alkışlarla dolu salonlarda… Asıl mutluluk, bir sokak kedisinin masum bakışında, bir komşunun “kolay gelsin” deyişinde, bir annenin sessizce uzattığı dilimlenmiş elmada gizliydi.
Hayat, büyük olayları tarih kitaplarına yazar. Ama kalp, küçük anları hatırlar. Çocukken mahalle bakkalının verdiği fazladan leblebiyi, yaz akşamlarında balkona yayılan karpuz kokusunu, kuzine sobasının üzerinde kaynayan çayın sesini, fırında kızaran kestanenin çıtırtısını… Bunlar ne manşet olur ne de sosyal medyada paylaşılır; ama insanın içini ısıtır, yıllar sonra bile gülümsetir.
Bugünlerde her şey çok hızlı; bildirimler, toplantılar, hedefler… Oysa bir durup baksak, en kıymetli şeyin bir dostla edilen sessiz bir yürüyüş olduğunu fark ederiz. Bazen en anlamlı başarı, bir çocuğun gözlerinde kendini görmek, bir yaşlının duasında adının geçmesidir. Modern hayatın bize unutturduğu bu küçük mucizeleri yeniden hatırlamak gerek.
Bir gün bir dostum, “Hayatının en güzel anı hangisiydi?” diye sordu. Düşündüm… Ne bir seyahat ne de bir başarı geldi aklıma. Babamla ve annemle birlikte yer sofrasında içtiğimiz bir sabah çayı geldi gözümün önüne. Sessizdik… Ama o sessizlikte bir ömürlük huzur vardı. O an bana şunu öğretti: Küçük yaşanır, ama büyük hatırlanır.
Sevgili okurlarım ve dostlarım, belki şimdi sizin de aklınızda küçük bir an canlandı. Belki bir simitçinin sesi, bir okul yolculuğu, belki de bir yaz yağmurunun kokusu… Ne mutlu bize ki kalbimiz bu küçük anları saklamayı biliyor. Çünkü hayat, büyük planlarla değil; küçük mutluluklarla güzelleşiyor.
Neşat Yalçın
Nasifoğulları Yöresel Doğal Organik Köy Ürünleri – Kadıköy
nesatyalcin@gmail.com