Alışkanlıklardan bir anda kurtulmak kolay değildir. Özellikle de bu alışkanlıkların farkında değilsek… Bu nedenle iç huzuruna giden yolda bize yardımcı olabilecek bazı püf noktalarına değinmek faydalı olacaktır.
Şikayetin tanımını yapmak, neyden ne kadar uzak duracağımız konusunda bize yol gösterir.
Örneğin:
“Dışarısı çok soğuk” → Bu sadece bir gözlemdir.
“Dışarısı çok soğuk ve bu şehirde yaşamaktan nefret ediyorum” → Bu ise tam anlamıyla bir şikayet cümlesidir.
Bir proje kapsamında yapılan gözlemler, insanların düşündüklerinden çok daha fazla şikayet ettiklerini ortaya koymuştur. Kendi şikayetlerimizi listelemek, homurdanmalarımızın kaynağını görmemizi ve hangi konulardan rahatsız olduğumuzu daha net fark etmemizi sağlar.
Başkasının şikayetlerini dinlemek de beynimizde benzer bir olumsuzluk yaratır. Bu durum, tıpkı pasif içiciliğe benzer: Hem kendimize hem de karşımızdakine zarar verir. Araya mesafe koymak ya da sohbeti daha yapıcı bir yöne çekmeye çalışmak faydalı olabilir.
“Verimli dırdır” ya da yapıcı şikayetler mümkündür. Sorunun etrafında dönüp dolaşmak yerine çözüm için çaba harcamak, olumsuzluğu hafifletir ve hayat kalitemizi artırır.
Bir ay boyunca hiç şikayet etmemek neredeyse imkânsızdır; mutlaka ağzımızdan bir şikayet cümlesi çıkacaktır. Böyle durumlarda “ama” kelimesiyle olumlu bir ifade ekleyerek şikayeti dengelemek mümkündür.
Örneğin:
“Çocuğu okuldan yine ben alacağım ama en azından eve yürürken birlikte vakit geçirme fırsatı buluyoruz.”
“Sabah erken kalkmak zorundayım” demek yerine, “Sabah erken kalkmam gerekiyor” demek konuyu şikayetten gözleme indirger. Eğer bir de erken kalkmanın olumlu yanlarını düşünebilirsek (örneğin günün daha verimli geçmesi), bu durumu kendimiz için avantaja çevirebiliriz.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci