Arkadaşlık…
Daha söylerken bile insanda sıcaklık, samimiyet ve güven duygusu uyandıran güzel bir kelime.
Arkadaş; sevincimizi paylaşan, üzüntümüzde yanımızda olan, birlikte güldüğümüz, birlikte dertleştiğimiz kişidir. Ancak arkadaşlığın içinde yalnızca güzellikler yoktur. Yanlış arkadaşlıklar; insanın hayatına sıkıntı, bela, kötü alışkanlık ve pişmanlık da getirebilir.
Bu nedenle arkadaş seçmek, aslında hayatımıza kimi alacağımızı seçmektir.
Arkadaş; birbirine karşı sevgi ve anlayış gösteren, aynı ortamı paylaşan, aralarında ilgi, güven ve yakınlık bulunan kişidir.
Arkadaş, okulda, iş yerinde veya sosyal hayatta görüştüğümüz, birlikte vakit geçirdiğimiz kişidir.
Dost ise arkadaşlık bağının çok daha derinleştiği kişidir. Güvendiğiniz, inandığınız ve hayatın zor anlarında yanınızda olduğunu bildiğiniz insandır.
Her arkadaş dost değildir. Her dost da hayatımıza rastgele girmiş bir insan değildir.
Bazen bela da arkadaşla gelir.
Gece hayatını öğreten arkadaş olabilir.
Sigara içirmeye çalışan arkadaş olabilir.
Alkole alıştıran arkadaş olabilir.
Uyuşturucuya sürükleyen arkadaş olabilir.
Kötü ortamlara götüren arkadaş olabilir.
Kavganın, belanın içine sokan arkadaş olabilir.
Doğru yolunuzdan çıkaran arkadaş olabilir.
Sizi kıskanan ve başarınızı istemeyen arkadaş bile olabilir.
İşte burada insanın “Hayır” diyebilmesi çok önemlidir.
Arkadaşınız olsun; ama gerektiğinde hayır diyebiliyorsanız arkadaşlığın sınırlarını koruyabilirsiniz.
Her sırrınızı anlatmayın.
Her davete gitmeyin.
Her ortama girmeyin.
Her söyleneni yapmayın.
Bir arkadaş sizi kendi istediği yere sürüklüyorsa, eve geç gelmenize, kötü alışkanlıklara başlamanıza veya yanlış ortamlara girmenize vesile oluyorsa orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bazı insanlar hayatınıza arkadaş olarak girer, beraberinde sıkıntıları da getirir.
Ben arkadaşlığı yalnızca kitaplardan öğrenmedim.
Dedemden arkadaşlık üzerine hikâyeler dinledim. Babamdan hayat tecrübeleri dinledim. Kendi hayatımda da arkadaşlıkların içinde oldum.
Fakat hayatım boyunca “evet” ile “hayır”ı doğru yerde kullanmaya çalıştım.
Sigara içirmeye çalışanlar oldu, içmedim.
Alkol konusunda ısrar edenler oldu, kabul etmedim.
Bir hocamın bana söylediği bir söz ise hâlâ aklımdadır:
“Oğlum, İstanbul’un bir gecesi var, bir de gündüzü var. Geceleri göremediğin birçok şeyi görebilirsin. Sen gündüz çalış, ekmeğinin peşinde ol.”
Ben de hocamın sözünü dinledim.
Gündüz çalışmanın, emeğin ve ekmeğinin peşinde olmanın önemini öğrendim. Çünkü gece saatlerinde sokaklarda kazaları, kavgaları, kötü olayları ve hiç istemediğiniz durumları görebilirsiniz. İnsan bazen hiç beklemediği bir olayın içinde kalabilir.
Bu nedenle gençlere tavsiyem şudur:
Gündüzün adamı olun. Gece sizin kontrolünüzde olmayan oyunların içine girmeyin.
İşte bilgi ve tecrübe biraz da budur.
Gazino dünyasının tanınmış isimlerinden Fahrettin Arslan’ın mekânlarında fotoğraflar çektiğimiz dönemler oldu.
Ama oraya eğlenmeye değil, işimizi yapmaya gidiyorduk.
Fotoğraf çekecektik, görevimizi yapacaktık ve emeğimizin karşılığını alacaktık. Oradaki insanlar ise eğlenmeye gelmişti.
Burada önemli olan niyettir.
Bir ortama neden gittiğinizi bilmelisiniz.
İş için gittiğiniz yere eğlenmeye gitmiş gibi davranmayın. İşinizi yapın ve dönün.
Hayat boyunca bilgiye, tecrübeye ve büyüklerin tavsiyelerine önem veren insanlar olduğu gibi, bunları kulak ardı eden insanlar da vardır.
Ama insan bazı şeyleri yaşamadan önce dinlerse, çok daha büyük hatalardan kendisini koruyabilir.
Bu yazıyı özellikle gençlere bir ayna olsun diye yazdım.
Hayatınızda arkadaşlarınız olsun. İnsanlarla tanışın, farklı ortamlarda bulunun, hayatı öğrenin.
Ama dikkatli olun.
Kiminle arkadaşlık yaptığınızı bilin.
Kime güvendiğinizi bilin.
Kime sırrınızı anlattığınızı bilin.
Nereye gittiğinizi bilin.
Ve en önemlisi, gerektiğinde “Hayır” diyebilmesini bilin.
Çünkü yanlış bir arkadaşlık bazen insanın yıllarını kaybettirebilir.
Hayatınızda öyle kararlar vermeyin ki bir gün dizlerinizi dövüp, “Keşke annemi, babamı dinleseydim” demek zorunda kalmayın.
Kardeşlerinize de kötü örnek olmayın.
Arkadaş seçerken aklınızı, becerinizi ve vicdanınızı birlikte kullanın.
Her ortamda bulunabilirsiniz; ama her ortamın insanı olmayın.
Bilgiye kulak verin, tecrübeye değer verin ve hayatınızı kendi ellerinizle koruyun.
Arkadaşınız çok olabilir. Ama dostunuz az olsun, sağlam olsun.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci
Bakırköy’den Haber