Babaların tecrübesini hiç sayan, geldiği yolu unutan evlatlar vardır. Oysa baba; geçtiği yolları, karşılaştığı engelleri, gördüğü çukurları ve çektiği sıkıntıları bilir. Çünkü baba, kendi canı yansın ama evladının canı yanmasın ister.
Bu nedenle baba; bilgisiyle, tecrübesiyle ve fikirleriyle evladına yol göstermeye çalışır. Ancak bazen konuşacak ortam bulamaz, dinlenmez, hatta varlığı yok sayılır. Böyle durumlarda baba, kenarda sessizce oturur; görür, düşünür, yaşananları izler ama içinde büyük bir acı taşır.
Bazı evlatlar babasıyla konuşurken sesini yükseltir, ses tonunu değiştirir ve güçlü konuştuğunu düşünür. Oysa farkında değildir ki yüksek sesle konuşmak, hele ki babaya karşı saygısız bir üslup kullanmak, onun kalbini kırabilir.
Baba; “canım”, “ciğerim” dediği, canından çok sevdiği evladından duyduğu birkaç ağır sözün yükünü bile taşıyamayabilir. Çünkü babanın da bir kalbi vardır. Bazen bir evladın söylediği iki söz, yıllarca taşınan ağır bir yük gibi babanın omuzlarına çöker.

Siz de babanızı bilerek üzmeyin, yormayın ve çökertmeyin.
Onun varlığını bilin. Geldiği yolu, yaşadığı zorlukları ve karşılaştığı engelleri öğrenin. Hayatı nasıl yaşayacağınızı, zamanı nasıl kullanacağınızı, tasarruf etmeyi ve tecrübelerden yararlanmayı öğrenin.
Öğreneceğiniz çok şey var. Çünkü bir babanın yıllar boyunca kazandığı tecrübe, evladına bırakabileceği en değerli miraslardan biridir.
Babanızın kalbini kırmadan önce bir kez düşünün.
Baba her ağır yükü taşır; ama bazen evladının söylediği bir söz, taşıyamayacağı kadar ağır olabilir.
Bakırköy’den haber Gazetesi





