İnsan Diken Üzerinde Yaşamanın Ne Kadar Zor Olduğunu Biliyor musunuz?
Dışarıya gülen yüzler, içeriye diken gibi batan sözler…
Her kelimesi yara açan, acısı geçmeden yenisini ekleyen cümleler…
Belki farkında olmadan, belki de farkında olarak; bir sözle incitip, bir bakışla kanatabiliyoruz. Dışarıya verdiğiniz o güzel gülüşlerin, o tatlı dilin yarısını bile içeride sizi bekleyenlere verseniz; yaşam sevinci çoğalır, mutluluk büyür.
Oysa içeridekiler sizden saygı bekler, sevgi bekler, anlayış bekler. Güzel bir söz, yumuşak bir dil, şefkatli bir bakış… Bunlar çok mu zor?
İçeriye zehir zemberek sözler dökerek aslında kendi sevginizi, kendi değerinizi, kendi kredinizi tükettiğinizi hiç düşündünüz mü?
İnsan yargılamak değildir.
İnsan, yüreğindeki sevgidir.
İnsan, karşısındakinin içindeki yarayı görebilmektir.
Ne zaman çocuklar büyüdü, işte o zaman diken üzerinde yaşamaya itildim. O günden bugüne, o dikenlerin giriş çıkış yerleri hâlâ duruyor. Acısı da duruyor, izleri de…
Silinmiyor. Konuşulmuyor. Ama o acıyı yaşayan bilir.
Dikenin battığı can yanısını, ancak dikenin acısını çeken anlar.
Çektirenler, zorlayanlar; görmeyen gözler, duymayan kulaklar anlayamaz.
Biz diken acısıyla yaşamayı öğrendik. Ama siz o acıyı öğrenmeyeceksiniz, görmeyeceksiniz, anlamayacaksınız. Belki bir gün siz de yaşayacaksınız… İşte o zaman ben olmayacağım.
İnsanların fikirlerine saygı duymayı, ortak yaşam alanlarını paylaşmayı, özgürlüğün kıymetini bilmeyi başaranlara ne mutlu.
Ama ne olur, sevdiklerinizi diken üzerinde yaşatmayın.
Ayson Karabağ
Yazar-Gazeteci