Eğitimci, bilgiyi yalnızca anlatan kişi değildir. Eğitimci; öğrencinin merakını uyandıran, dikkatini çeken, düşündüren ve anlattığı konuyu öğrencinin hafızasında unutulmaz hâle getiren kişidir.
Fen Bilimleri Bahçelievler Anadolu Lisesi Kurucusu Canip Aziti, eğitimde hikâyeleştirmenin önemine dikkat çekerek farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor:
“Eğitimciler bilgiyi hikâyeleştirip bir konuyla birleştirirse öğrencilerin dikkatini çekebilir ve merak uyandırabilir. Böyle anlatılan bir konu ve hikâye kolay kolay unutulmaz. Bu nedenle üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim çok değerlidir.”
![]()
![]()
Öğretmenlerimiz ders konularını ve ders planlarını yalnızca kitap üzerinden anlatmak yerine; hikâyeler, günlük hayattan örnekler, uygulamalar ve öğrencilerin ilgisini çekecek farklı yöntemlerle zenginleştirebilir.
Burada öğretmenin ses tonu, anlatım gücü, beden dili ve öğrencilerle kurduğu iletişim büyük önem taşıyor.
Öğrenciye sürekli “Susun, dinleyin!” demek yerine, onun gönül kapısını açmak gerekir. Bilgiyi öğrencinin yalnızca zihnine değil, kalbine de yerleştirebilmek, öğretmenin en büyük başarısıdır.
Bir spikeri düşünün…
Bir bilgiyi nasıl anlatıyor, nasıl dikkat çekiyor ve nasıl insanların aklında kalmasını sağlıyorsa, öğretmenlerimizin de anlattıkları konuyu öğrencilerin zihninde kalıcı hâle getirmesi gerekir.
Bunu başarabilecek olanlar ise elbette öğretmenlerimizdir.

Bir gün sınıfınızla birlikte okulda sabahlamayı hiç düşündünüz mü?
Planlı bir şekilde birlikte ders çalışmak, kitap okumak, film izlemek; aralarda meyve ve tatlı ikram etmek… Daha sonra dişleri fırçalayıp uyku tulumlarına girerek uyumak…
Sabah erkenden kalkıp okulun çevresinde birlikte yürüyüş yapmak, ardından hazırlanıp hep birlikte kahvaltı masasında buluşmak…
Bunlar, öğrencilerinizin hayatları boyunca unutamayacakları güzel anılara dönüşebilir.
Aynı etkinliği Florya Ormanı’nda, doğayla iç içe bir ortamda da gerçekleştirebilirsiniz.
Çünkü eğitim sadece sınıfta ders anlatmak değildir.
Birlikte üretmek, birlikte çalışmak, birlikte düşünmek, birlikte eğlenmek ve birlikte öğrenmektir.
Geçmişte köy odalarında âşıklar hikâyeler anlatırdı. İnsanların merakını uyandırır, onları düşündürür, eğlendirir ve anlattıkları hikâyelerin arasında türkülerle önemli mesajlar verirlerdi.
Öğretmenlerimiz de bilgiyi öğrencilerine bu anlayışla aktarabilir.
Öğrencinin kalbine dokunmak, onun merakını uyandırmak ve “Acaba sonra ne olacak?” diye düşündürmek, öğretmenin anlatım becerisiyle mümkündür.
Öğrenciyi şaşırtın. Meraklandırın. Düşündürün. Becerilerini ortaya çıkarmasına fırsat verin.
Çünkü iyi eğitim yalnızca bilgi vermek değildir.
Asıl önemli olan, bilgiyi öğrencinin içinde yaşatabilmektir.
Öğretmenlerimizin görevi, öğrencilerin önüne yalnızca bilgi koymak değil; o bilgiyi keşfetmelerini, üretmelerini, sorgulamalarını ve hayatla ilişkilendirmelerini sağlamaktır.
Belki de geleceğin eğitim anlayışının en önemli anahtarlarından biri budur.
Çünkü öğrenci ne kadar üretir, düşünür, keşfeder ve yaşarsa, öğrendiği bilgi de o kadar kalıcı olur.
Bakırköy’den Haber Gazetesi