Kırktan Önce İleri, Kırktan Sonra Geriye Doğru mu Yaşıyoruz?
İnsan hayatı boyunca sürekli bir şeyler öğrenir, tecrübe kazanır ve yaşadığı olaylardan ders çıkarmaya çalışır. Ancak çoğu zaman hayatın bize verdiği mesajları yeterince anlamıyor, yaşadıklarımızdan gerekli dersleri çıkarmıyoruz.
Kur’an-ı Kerim’de hayatın geçiciliğine ve dünyanın bir imtihan olduğuna dikkat çekilir. “Bu hayat boş, gel biraz oyalan” anlayışıyla yaşamak yerine, bize verilen ömrün kıymetini bilmek gerekir.
Peki, insan hayatını nasıl değerlendirmeli?
Yaşarken gönül kazanmak, planlı olmak, öğrenmek, yeteneklerini ve becerilerini keşfetmek, insanlara faydalı olmak ve karşılaşılan sorunlara çözüm yolları aramak gerekir.
Dedem Ayvaz Sadi şöyle derdi:
“Önce kendiniz için çalışın, sonra aileniz için çalışın, daha sonra devletiniz ve milletiniz için çalışın.”
Bu sözün içerisinde çok önemli bir hayat dersi vardır.
İnsan önce kendisini yetiştirmeli, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmelidir. Daha sonra ailesine faydalı olmalı, kazandığı bilgi ve tecrübeyi çevresine ve topluma aktarmalıdır.
Kırk yaşına kadar insan ileriye doğru gittiğini daha çok hisseder. Peki, kırk yaşından sonra ne olur?
Kırk yaşına kadar kazandıklarınızı elinizde tutmayı bilirseniz; dostunuzu, düşmanınızı tanırsanız; helal ve doğru yoldan ayrılmazsanız hem kendinize hem ailenize hem de çevrenize faydalı olursunuz.
Ancak insan ipin ucunu kaçırır, yanlış yollara sapar, insan hakkı yer veya başkasının hakkını üzerine alırsa, hayatın ilerleyen dönemlerinde bunun sıkıntılarını yaşamaya başlayabilir.
Yanlışların bedeli bazen ailevi sorunlar, bazen maddi sıkıntılar, bazen de büyük üzüntüler şeklinde karşımıza çıkabilir. Bu nedenle insan daha genç yaşlarda attığı adımlara dikkat etmeli, geleceğini düşünerek yaşamalıdır.
İnsan hakkı yemeden, kul hakkına girmeden ve helal yoldan yürümek en büyük kazançtır.
Hayat aslında bize her gün bir ders veriyor. Fakat çoğu zaman okumuyor, dinlemiyor ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmıyoruz.
Oysa bugün küçük gördüğümüz bir yanlış, yarın çok daha büyük bir acının ve sıkıntının başlangıcı olabilir.
Kendini bilmeli,
ailesinin kıymetini bilmeli,
dostunu ve düşmanını tanımalı,
helalden ayrılmamalı,
insan hakkına girmemeli
ve hayatın verdiği dersleri iyi okumalıdır.
Çünkü hayat geriye doğru akmıyor. Geçen zamanı geri getirmek mümkün değil.
Kırk yaşına kadar ne ektiğimizi, kırk yaşından sonra ne biçtiğimizi daha iyi anlıyoruz.
Hayatın dersini zamanında anlayanlara ne mutlu…
Yazar
Ayson Karabağ
Bakırköy’den Haber Gazetesi