Çevrenizi güvene almadan yola çıkmayın. Kendi çevrenizi kazanmadan, dışarıdan gelenleri kazanmanın bir anlamı yoktur. En önemli olan, yanı başınızdaki insanların kalplerini kazanabilmektir. Kalbe yatırım yapın; güven veren, samimi ve istikrarlı bir çalışma ortaya koyun.
İnsanlar sizi adınızla karşılıyorsa, işte o zaman açılma zamanı, genişleme zamanı, çoğalma zamanı gelmiş demektir. Çalışarak, emek vererek, samimiyetle çevrenizi büyütebilir; dostlarınızın sayısını artırabilirsiniz.
Bizde bir atasözü vardır:
“Düşmanı uzakta arama; çoğu zaman burnunun dibinden çıkar.”
İşte bu yüzden taş uzaktan gelmez. Size zarar verecek olan çoğu zaman dışarıdan değil, ihmal edilen yakın çevreden gelir. Dışarıyı düşünmeden önce içeriyi sağlam tutmak gerekir.

İç müşteri – dış müşteri anlayışıyla hareket edin. Önce içeridekini kazanın, sonra dışarıyı. İnsan kazanın, gönül kazanın; kalplere nakış gibi iz bırakın. Güven verin ki çevrenizde yeriniz sağlam olsun.
Eğer bir işletme sahibiyseniz; komşularınızı bir kahvaltıda ağırlayın, tanışın, selamlaşın. Sevgi tohumları ekin; bu en kıymetli yatırımdır.
Her gün bina çevrenizi dolaşın. Yerdeki bir kâğıt, bir peçete; çalışanlarınızdan ya da müşterilerinizden kaynaklanıyor olabilir. Küçük görünen detaylar, büyük izlenimler bırakır.
Gelen müşterilerin araçları için bina girişini ve yaya yolunu düşünün. Size iletilen hiçbir soruna kayıtsız kalmayın, hiçbir meseleyi ihmal etmeyin. “Yabancı” demeyin; herkes bir gün dost olabilir.
Bizde bir söz daha vardır:
“Yiğit kendine laf söyletmez.”
Siz de laf söyletmeden kontrolü elinize alın. Takip edin, ilgilenin, yatırım yapın. Bugün gösterdiğiniz özen, yarın sizi korur. İçeride de dışarıda da düşmanınız kalmaz; arkanızdan konuşan değil, arkanızda duran insanlar olur.
Unutmayın:
Taş uzaktan gelmez; gelirse de çok yakından gelir.
Yakını sağlam olanın, yolu da işi de geleceği de sağlam olur.
Ayson Karabağ