Öğretmen ve İdareci Abdulkadir Dikme’nin
“Dededen Torunlara” Kitabı Üzerine**
Vefa Lisesi öğretmenlerinden Taceddin Yılmaz, öğretmen ve idareci Abdulkadir Dikme için şu ifadeleri kullandı:
“Abdulkadir Dikme benim için bir rehber, bir akıl hocasıdır.
Bizleri rahatlatan, bilgisiyle adeta aspirin etkisi yapan bir eğitimciydi.
Doğru yönlendirmeleriyle her zaman yol gösterdi.”
Kendisinden çok şey öğrendiğini belirten Taceddin Yılmaz, 15 yıl birlikte çalışmanın büyük bir mutluluk ve ayrıcalık olduğunu ifade etti.
Bugün ise Dikme’nin öğrencisi Gazeteci Ayson Karabağ, hocasının kaleminden çıkan “Dededen Torunlara” adlı kitabı bizzat kendisinden teslim aldı.
Bu anın kendisi için çok kıymetli olduğunu belirten Yılmaz şöyle dedi:
“15 yıl birlikte çalıştığım idarecimin yazdığı kitabın, yetiştirdiği bir öğrencisi aracılığıyla bana ulaşması mesleğimin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bana bu duyguyu yaşattığınız için teşekkür ederim.”
![]()
![]()
Abdulkadir Dikme’nin sıkça söylediği şu söz, öğrencilerinin hafızasında derin izler bıraktı:
“Bir yıl çalışacaksan arpa ek,
iki yıl çalışacaksan ağaç dik,
elli yıl, yüz yıl hatırlanmak istiyorsan öğrenci yetiştir.”
Bu düşünceyi yaşayarak öğrenmenin mutluluğunu dile getiren öğrencileri, bugün hâlâ onun izinden yürümeye devam ediyor.
Hz. Ali’nin “Zenginliğin en hayırlısı akıl zenginliğidir” sözünü rehber edinen Abdulkadir Dikme,
okuyan, araştıran ve bilgiye değer veren bir öğretmen olarak öğrencilerine model oldu.
15 yıl boyunca:
Bir gün bile sinirli ya da kırıcı olduğunu görmedik,
En zor öğrenci sorunlarını bile sabır, sevgi ve akılla çözdü,
Bizim çözemediğimiz her meselede yanımıza koştu.
Öğretmenlikte, yöneticilikte ve idarecilikte daima ışık tutan bir rehberdi.
“Ben çok şanslıyım.
Öğrendiklerimi bugün meslektaşlarıma ve yeni gelen öğretmenlere aktarmaktan gurur duyuyorum.”
![]()
![]()
Bu değerli kitabı öğretmenler odasına getirip bizlere sunmanız, hepimiz için bir ilham kaynağı oldu.
Öğretmene verilen değeri sizde görmek, bizlere güç verdi.
Eğitimde 15 günlük tatile girerken, bu kitabı okuyarak:
Hayallerimi,
Umutlarımı,
Öğrencilerime aktaracağım değerleri
yeniden filizlendireceğim.
Hocam, uzakta olsanız da gönderdiğiniz bu kitapla bize yine ders verdiniz.
Bir an önce sağlığınıza kavuşmanızı, bir imza gününde ellerinizi öpmeyi Rabbimden diliyorum.

Öğretmenlik mesleği, 1973 tarihli Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde,
“Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği” olarak tanımlanmıştır.
Öğretmen;
Bilgi öğreten,
Topluma yön veren,
Geleceği inşa eden kişidir.
“Bilgi bir ışıktır, öğretmenler bu ışığı yayan meşalelerdir.”
“Geleceğin mimarlarına sonsuz teşekkürler.”
“Bir öğretmen, dünyayı değiştirme gücüne sahiptir.”
“Her öğrenci, öğretmeninin bir yansımasıdır.”
“Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr eğitimcileri…
Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”
— Mustafa Kemal Atatürk
Bu sözler kulaklarımda küpe oldu.
Elime geçen birkaç kuruşu kitaba vermeseydim, hayalini kurduğum ülkeme kavuşamazdım.
Ayson Karabağ’ın hayatına dokunan öğretmeni Abdulkadir Dikme,
onun yeteneğini fark etti, yönlendirdi ve destek oldu.
“TRT spikerlerini dinle, sesli kitap oku” diyerek yol gösterdi.
Bugün Ayson Karabağ:
5 kitap yazmış,
Gazetecilik yapmış,
Dergi yöneticiliği üstlenmiş,
Televizyon projelerinde yer almış bir isimdir.
İşte bu başarıların arkasında, öğrencisine inanan bir öğretmen vardır.

Ülkemizin önemli gazetelerinden birinin genel müdürü, bir gün öğretmen Abdulkadir Dikme’yi telefonla arayarak şöyle der:
“Sayın Müdürüm sizden bir ricam var. Size bir öğrencimi göndereceğim. Bu öğrencinin işlemenizi, öğretmenizi istiyorum.”
“Tamam hocam, yarın bu saatte gelsin,” diyerek randevu verir.
Öğrenciye, “Oğlum git, görüş, bilgileri al,” denir.
“Tamam hocam,” diyerek odadan ayrılır ve randevu günü gelir.
Öğrencinin kıyafeti ilk bakışta dikkat çeker. Babasının ceketi üzerindedir; büyük olduğu hemen fark edilir. Ayaklarında ise kendisine büyük gelen, altı delik bir ayakkabı vardır. Ayaklarını naylonla sararak giymiştir. Ayakkabı Büyük Görünüyor. Türkçesi bozuk, köy şivesi ve Azerbaycan lehçesi oldukça yoğundur.
Öğretmen, durumu fark edince telefonla arayarak,
“Gönderdiğiniz öğrencinin Türkçesi yok, ben bir de Türkçe mi öğreteceğim?” der.
Bu söz, öğrenci olan Ayson Karabağ’ı kamçılar. O gün kendi kendine bir hayal kurar:
“Ben gazeteci olmalıyım.”
İşte o söz, Ayson’u çalışmaya iter.
O söz, Ayson’u mücadeleye hazırlar.
Engelleri aşarak;
önce elinde gazete satarak,
sonra gazeteye girerek,
ardından sayfa düzenleyerek,
gazeteciliğin her aşamasında görev alır.
Yoldan çıkmadan, severek okuyarak, seminerlere katılarak, emek vererek başarıyı yakalar. Başarılı bir öğrenci olur.
Öğretmeni Abdulkadir Dikme ile hiç kopmadan, her konuda danışarak çalışmaya devam eder. Aksaray’daki bir pasajın içinde dostlarının yanında buluşurlar; çay içer, sohbet eder, eğitim alır, Hasiyet Dinliyen Bir Öğrenci oluyor.
Bugün gururla konuşulan Ayson Karabağ’ın 5 kitabı vardır.
Türkiye genelinde yayımlanan bir dergi Sekreter dergisi
Akba Yayınların Sahibi Klip ve dizi projelerinde yer almış, yarışma programları üretmiştir.
Reklam Çekerek pek Çok Firmaları Orta Çıkan İyi Bir Reklam Cerrahı Doktoru Olarak ilan ediliyor. 1000 geçkin reklam filmleri çekmiş biri
Bakırköy’de Reklam Şirketi Olan Bir İşletme Sahibi
İşte Ayson Karabağ…
Ona dokunan, öğreten, yanında olan, destek veren ve yol gösteren ise öğretmeni Abdulkadir Dikme’dir.
Hocası ona hep şunu söyler:
“Oğlum, TRT 1 spikerlerini dinle, sesli kitap oku.”
Ortaya çıkan eserler ortadadır.
“Helal olsun değerli hocam,” diyerek minnetini dile getirir.
Abdulkadir Dikme’nin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor, Allah’tan şifa vermesini temenni ediyoruz.
İşte başarı hikâyesi…
İşte yazılarını toplayarak kitaplaştıran, öğretmenine vefasını hiç unutmayan sadık, örnek ve model bir öğrenci.
Değerli hocamız Abdulkadir Dikme’nin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor,
Allah’tan şifa vermesini niyaz ediyoruz.
Emeğiniz, sabrınız ve yetiştirdiğiniz nesiller için
sonsuz teşekkürler hocam.
Öğrenciniz
Gazeteci Ayson Karabağ
Bakırköy’den Haber Gazetesi