Yaklaşık iki buçuk ay süren hastalık dönemimde yürümekte ve ayakta durmakta büyük zorluk çekiyordum. Ayağa kalktığımda düşecek gibi oluyor, dengemi kaybediyordum. Evde de hastaneye giderken de elimden bastonumu hiç düşürmüyordum.
Bir gün eşim bastonu elimden aldı ve bana hayatım boyunca unutamayacağım şu sözleri söyledi:
“Ben senin bastonun olacağım. Sen benim koluma gir. Ben yanındayken bastona ihtiyacın yok. Elinden tutarım, koluna girerim, seni hiçbir zaman yalnız bırakmam.”
Gerçekten de öyle oldu. Hastaneye her gidiş gelişimde bana bastondan daha büyük destek veren kişi eşim oldu. Onun fedakârlığını, sevgisini ve bana verdiği güveni hayatım boyunca unutmayacağım.
O gün çok önemli bir gerçeği anladım. Baston, insanın yürürken yaslandığı bir destektir. Ancak sevgi, şefkat ve güven veren bir eşin uzattığı kol, bazen en sağlam bastondan bile daha güçlüdür. Hastalığım bana sadece fiziksel desteğin değil, manevi desteğin de ne kadar önemli olduğunu öğretti. Ben o gücü ve güveni eşimin sevgisinde buldum.

Yalnız kalan, yaşlılıkla mücadele eden ya da sağlık sorunları yaşayan insanlar için baston büyük bir yardımcıdır. Fakat insanın yanında kendisine sevgiyle destek olan bir eşi, bir dostu ya da bir yakını varsa, o destek insana yeniden yaşama gücü verir.
Hayatta bazen en büyük güç, sevdiğiniz insanın elini tutabilmek ve onun “Ben senin yanındayım.” sözünü duyabilmektir.
Allah hiç kimseyi yalnız bırakmasın. Allah hiç kimseyi eşsiz bırakmasın.
Bir yazarın şu sözü ise hepimize önemli bir ders veriyor:
“Çevrenizde acı bedeller ödeyen insanların hikâyelerini dinleyin, okuyun ve onlardan ders çıkarın. Aynı acı faturayı siz ödemeyin.”
Ben de bu yaşadıklarımı bir ders, bir hatırlatma ve düşmeden önce tedbir almanın önemini paylaşmak için kaleme aldım. Çünkü bazen yaşanmış bir hayat hikâyesi, binlerce nasihatten daha etkili olabilir.
Ayson Karabağ
Yazar – Gazeteci
Bakırköyden Haber Gazetesi