Bir ilçede derneklerin bulunması elbette önemlidir. Ancak asıl önemli olan; bu dernekleri başarıyla yöneten, topluma fayda sağlayan ve ilçenin adını daha ileriye taşıyan yöneticilerin fark edilmesi, desteklenmesi ve teşvik edilmesidir.
Başarılı dernek başkanları ziyaret edilmeli, yaptıkları çalışmalar yakından takip edilmeli; her yıl plaket, teşekkür belgesi veya başarı ödülleriyle onurlandırılarak daha büyük hizmetler üretmeleri teşvik edilmelidir. Gerçek devlet adamlığı anlayışı bunu gerektirir.
Devleti temsil eden bir Vali’ye kaymakama veya kamu yöneticisine ulaşmak zor olmamalıdır. Telefonlara cevap verilebilmeli, vatandaş gerektiğinde randevu alabilmeli, devletin kapısı millete her zaman açık olmalıdır. Vatandaşı dinleyen, bir bardak çay ikram eden, “Size nasıl yardımcı olabiliriz?”, “Bir ihtiyacınız var mı?” diye soran yöneticiler görmek istiyoruz.
Devleti temsil eden yöneticiler, toplumun güven duyduğu ve örnek aldığı kişiler olmalıdır. Bu millet başarılı insanlarını gördüğünde gurur duyuyor, onların başarılarıyla seviniyorsa; devletin temsilcileri de bu insanları yakından tanımalı, çalışmalarını takip etmeli, doğru yapılan işleri desteklemeli, eksikleri ise yerinde görerek yol göstermelidir. Vatandaş, devletin ilçesindeki çalışmaları yakından izlediğini hissetmek ister.
Bugün bazı dernekler yalnızca tabelada varlığını sürdürürken, bazıları gerçekten topluma hizmet etmektedir. Spor kulübü olduğu hâlde spor faaliyeti yürütmeyen, çevre derneği olduğu hâlde çevre adına hiçbir çalışma yapmayan kuruluşlar da bulunmaktadır. İşte bunları görecek, değerlendirecek ve başarılı olanlarla olmayanı ayırt edecek anlayış gerçek devlet adamlığıdır. Nasıl ki bir baba evladının gelişimini yakından takip ederse, devlet yöneticileri de ilçelerindeki kurumları ve başarılı insanları tanımalıdır.
Bizler devletimizin elini omuzumuzda hissetmek istiyoruz. Başarılı bir insana edilen samimi bir telefon, söylenen “Çalışmalarınızı takdir ediyoruz, başarılarınızın devamını diliyoruz.” cümlesi bile büyük bir moral ve motivasyon kaynağıdır. Bu millet, devletinden yalnızca hizmet değil; ilgi, takdir, destek ve sahiplenme de beklemektedir.
Gerçek bir devlet adamı; ilçesindeki çalışkan, dürüst ve fedakâr insanları yakından tanımalı, başarıyı ödüllendirmeli, eksikleri ise kırmadan, incitmeden göstermeli ve çözüm üretmelidir. Tıpkı bir babanın evladını doğru yola yönlendirmesi gibi topluma rehberlik etmelidir. Çünkü gerçek devlet adamı; insanların içindeki cevheri ortaya çıkaran, umut veren, başarıyı destekleyen ve örnek insanları çoğaltan kişidir.
Devlet adamı, ilçesindeki okullarla da yakından ilgilenmelidir. Okul müdürlerini arayarak, “Bir ihtiyacınız var mı? Size nasıl yardımcı olabiliriz?” diye sormalıdır. Okullar düzenli olarak ziyaret edilmeli; öğrencileri için fedakârca çalışan okul müdürleri ve öğretmenler ödüllendirilmeli, başarılı eğitimciler toplumun önünde örnek gösterilmelidir.
Aynı ilgi spor kulüplerine de gösterilmelidir. Spor kulübü başkanları ziyaret edilmeli, faaliyetleri takip edilmeli; başarılı spor insanları ödüllendirilerek hem emekleri takdir edilmeli hem de ilçenin tanıtımına katkı sağlayan isimler kamuoyuna tanıtılmalıdır. Çünkü başarı görünür oldukça yeni başarıların yolu açılır.
Bakırköy; özel okulları, eğitim kurumları, dernekleri, sendikaları, sanatçıları, müzisyenleri, akademisyenleri, sağlık çalışanları, doktorları, spor kulüpleri, yabancı misafirleri ve gazetecileriyle son derece zengin bir ilçedir. Bu zenginliğin farkında olan, değer üreten insanlara sahip çıkan bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.
Gazeteciler arasında yalnızca haber yapanlar değil; ilçesini düşünen, devletini önemseyen, çözüm önerileri sunan ve topluma umut veren insanlar da vardır. Elbette eleştirenler olacaktır. Ancak yapıcı eleştiri yapan, birlik ve beraberliği güçlendiren gazetecilerin de desteklenmesi gerekir. Devlet yöneticileri basını yakından tanımalı, çalışmalarını takip etmeli ve ilçedeki önemli faaliyetlerde basınla güçlü bir iletişim içinde olmalıdır. Çünkü yapılan hizmetlerin halka ulaşmasındaki en güçlü köprü basındır.
Bir devlet adamı, ilçesindeki gazetecileri de yakından tanımalıdır. Gazeteleri ve internet haber sitelerini ziyaret etmeli, yapılan yayınları takip etmeli ve ilçeye katkı sunan basın kuruluşlarıyla sağlıklı bir iletişim kurmalıdır. Düzenlenen etkinlikler, ilçeye gelen misafirler, dernek faaliyetleri ve kamu hizmetleri basın aracılığıyla topluma ulaştırıldığında, Bakırköy’ün tanıtımı da çok daha güçlü olacaktır.
Devlet adamı; esnafı, doktoru, eğitimciyi, sporcuyu, sanatçıyı, sivil toplum kuruluşlarını ve toplum için değer üreten herkesi tanıyan, başarılarını takip eden, ihtiyaçlarını dinleyen kişidir. İlçesine değer katan insanlara sahip çıkmalı, onları desteklemeli ve gerektiğinde yalnız olmadıklarını hissettirmelidir.
Ben, Bakırköy’de bu anlayışla hareket eden, ilçesine daha fazla sahip çıkan ve sahada daha aktif bir yönetim anlayışı görmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği gibi; kaymakamın ve valinin mesaisi yalnızca makam odasında değil, halkın içinde, sokakta ve sahada devam etmelidir. Devletin gerçek gücü, vatandaşına yakın olmasından gelir.
Bakırköy’ün sorunlarını yakından takip eden, çözüm üreten, toplumun her kesimine ulaşan, başarılı insanları ödüllendirerek teşvik eden ve ilçenin tüm değerlerini kucaklayan gerçek devlet adamlarına ihtiyaç duyuyoruz.
Acaba Her İlçe’mde hizmet anlayışını görebilecek miyiz?
Biz, Bakırköy’den Haber Gazetesi olarak; devlet yöneticilerimize yapıcı öneriler sunmaya, ilçemizin sorunlarını ve başarılarını kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz. Çünkü güçlü bir Bakırköy; devlet ile millet arasındaki güvenin, dayanışmanın ve iş birliğinin güçlenmesiyle mümkündür.
Bakırköy’den Haber Gazetesi